 |
|
| Düşük Enerjili
Laserlerle Herni Diskal Tedavisinin Klinik ve Tomografik Olarak
Değerlendirilmesi |
 |
DR.ABDURRAHİM
GÖRÜR
*
DR.SEMİN TATLICIOĞLU
**
DR.CELAL TATLICIOĞLU
*** |
Abstract
10 lumbar herniated disc case have been treated on by low level laser.Herniation
regions had been irradiated for 20 min from 5 cm. distance (energy density:3.7
J/cm2). Depending on the sign and the symptom the patients had been treated as
follows: One of them 20 seances, 5 of them 15 seances, 4 of them 10 seances.
The first 5 seances had been applied each consecutive days, the other seances
2 or 3 times a week. The sign and symptoms of all the patients had been disappeared,
except few of them had reduced hypesthesia and atrophia and these signs had disappeared
after 5 and 6 weeks completely.
Besides the antienflamatuar, analgesic, enhanced regeneratif processes, the low
level laser therapy had shown no side effect and its application is very easy
and non-invasive. Due to all the mentioned advantages, further controlled studies
must take place in the academical studies.
Key word:lumbar herniated disc, lumbar CT, low level laser
GİRİŞ
Laser,ingilizcede Light Amplification by Stimulated Emisson of Radiation cümlesindeki
kelimelerin baş harflerinden
oluşan bir kelimedir . Radyasyonun uyarılmış emisyonuyla ışığın güçlendirilmesi
anlamına gelmektedir. 1917 de A.Einstein tarafından teorik temelleri atılan laser,
1960 da Maimann tarafından gerçekleştirilmiştir. Bir laboratuvar ürünü olan laser
ışınının ,tekrenklilik (monochromatism),uyumluluk (coherence) , ışınlarının paralelliği
(collimatisation) ve yoğunluk(intensity) gibi diğer kaynaklardan elde edilen
ışıklara göre mevcut üstün özellikleri , onu sanayiden telekomünikasyona; askeri
alanlardan tıbba kadar değişik alanlarda süratle yayıl masına yol açmiştır.Daha
kısa vadeli sonuçlar vermesi ve anında göze hitabetmesi nedeniyle güçlü (hight
power) laserler cerrahinin her dalına süratle girmişler ve Türkiye dahil birçok
ülkenin büyük cerrahi merkezlerinde baş köşeye oturmuşlardır. Ne yazıkki medikal,soft,
mid, terapotik veya non-risk laserler gibi çeşitli şekillerde adlandırılan güçsüz(low-power)
laserler , 60'ların sonlarından itibaren değişik tıbbi alanlarda yapılan ve neredeyse
hepsi de olumlu sonuçlanan birçok araştırma-inceleme raporlarına rağmen gereken
ilgiyi görememişlerdir.
(*).Halk Sağ.Uzm. (**).Anesteziyolog (***).Radyolog
Mester,Kovacks,Koryntnyi,Kovinskii,Durmanov , Babayants ve ark.,Lyons,Kana,Fisher
ve Pordeter gibi birçok araştırmacı yara iyileşmesi ve onun komponentleri konusunda
[ 1,2,3,4,5,6,7,8,9,10,11,12,13,]; Rakhishev ve ark.,Nissan ve ark.,Rochkind
ve ark., Razon ve ark ., Laser ışığının periferik sinirlerdeki rejeneratif procesi
süratlendirdikleri [12,14,15,16,17,18,19,20,52]; Walker ve ark., periferik sinirlerdeki
fotosensitivite ve kısa süreli laser ışınlamasıyla geçici olarak klonusun süpresyonu
[21,22] ve Schwartz ve ark.,adult tavşan optik sinirinde aserin post travmatik
dejenerasyonu önlediği konusunda[23)Ognev ve ark ., Mirzoev ve ark.,Arakelyan
ve ark. Trelles,Chekurov, Bogdanovich ve ark.,Shucarov ve ark., Temelli ve ark.,romatolojik,
enflamatuar ağrılı durumlarda laser etkisi
konusunda[12,28,29,30,31,32,33,34,35,36,37,38,39,40,41,42,46,50,51,52];
Yine birçok araştırıcı ,Periodontosis , KBB hastalıkları, Dermatoloji ve Akupunktur
alanlarında düşük enejili laserlerin olumlu etkileri konusunda değerli çalışmalar
yapmışlardır [12,43,44,45,46,47,48,49,50,51,52].
Herni diskal, çeşitli nedenlere bağlı olarak intervertebral diskin protrüzyon
veya ekstrüzyonu sonucu medulla spinalis ve/ veya çıkan köklerin basısının yarattığı
bir klinik tablodur. Disk hernilerinin büyük bir çoğunluğu istirahat , çeşitli
analjezik, antienflamatuar ve spazmolitik ajanlar veya fizik tedavi yöntemlerinden
geçici de olsa istifade etmekte ;yalnızca küçük bir yüzdesinde cerrahi girişim
zorunluluğu doğmaktadır.
Laserin güçlü analjezik , antienflamatuar , spazmolitik ve rejeneratif procesi
hızlandırıcı etkilerinin yanında 20 yılı aşkın tıbbi kullanımına rağmen hiçbir
yan etkiye rastlanmamış olması, bizi böyle bir çalışma yapmaya yöneltti.
Materyal-Metod
Çalışmamızda klinik olarak lumbal herni diskal tanısı konan 30-41 yaşları arasında
ve yaş ortalamalri 35.6 Olan 5 erkek ve 5 bayan hasta tedaviye alındı . İsviçre
Biotronical firmasının Canon-10 tipi mix laser cihazı (10mw He-Ne + 5x10mW GaAlAs)kullanıldı.Herniasyon
olan mesafe hastanın yaşı ve kilosu ve herniasyonun durumuna göre 2-4cm. Uzaktan
her seansta 15-25 dk. süreyle ışınlandı. Klinik bulgu ve belirtilerin durumuna
göre hastaların biri 20 , beşi 15 ve dördü 10 seans tedavi edildi.
Seanslar ilk beşi hergün , kalanı haftada 2-3 gün olarak uygulandı. Ayrıca ağrısı
çok şiddetli olan ve fazla nörolojik
defisiti bulunan hastalarda el ve kulak noktaları kullanılarak laserakupnkturu
da yapıldı.
Tedavi önce ve sonrası nörolojik muayene ve lomber CT. yapıldı. Genelde 5-6.
seansa tekabül eden akut ağrılı dönem dışında hastalara basit, uygun egzersizler
verildi ve dikkatli olmaları koşuluyla günlük aktivitelerine dönebilecekleri
belirtildi.
Tedavinin sonlandırılmasında ağrının yanında hastadaki pozitif bulguların (laseq,
kuvvet ve his kaybı ve atrofi vb.)
durumu da gözönüne alındı.
Sonuç ve Tartışma
Hastaların hepsinde bel ve/veya bacak ağrısı dışında, atrofi, DTR yokluğu veya
azlığı, hipoestezi ve laseq müsbetliği gibi nörolojik bulgulardan en az biri
vardı.
Tedavi öncesi lomber CT 'lerde hastada herni diskali düşündüren pozitif bulgular
mevcuttu. Tedavi süresince ve
kontrollerde hastalarda hiçbir yan etki gözlenmedi. Tedavi sonrası yapılan kontrol
CT 'lerinde 10 hastadan 4 ünde bulgular tamamen kaybolmuştu . Dorsifleksiyonu
çok zayıf olan atrofili hipoestezik ve düşük ayak gelişmiş olan hastanın kontrol
grafisinde bulgularda regresyon gözlendi. Diğer 5 hastanın tomografik bulguları
ise aynen sebat ediyordu.
Bu tomografik sonuçlara rağmen hastaların hepsinde objektif ve subjektif yakınmalar
tama yakın kayboldu . Bazı hastalarda tedavi sonucunda hipoestezi ve atrofinin
azalarak devam ettiği, ancak 4-6 hafta sonra yapılan kontrollerde bu tür bulguların
da tamamen kaybolduğu görüldü.
Hastalarda önce bacak kaldırma açısı ve kuvvet kaybında düzelme ve daha sonra
sırasıyla, ağrı, atrofi, refleks kaybı ve hipoestezide düzelme olduğu gözlendi.
Tedavinin bitiminde azalarak devam eden kuvvet kaybı, his kaybı, atrofi ve refleks
kaybı gibi bulgular da 3-6 hafta sonra tamamen düzelmişti. Ayrıca tedavi öncesi
tomografik görüntü de 6 hafta sonra çekilen
tomografilerde tama yakın düzelmişti.
Laser, güçlü bir analjezik, antienflamatuar ve spazmolitik etkiye sahiptir. Bunun
yanında herni diskal tedavisi sonucunda tomografik olarak da gösterilen anatomik
iyilik sadece bu etkilerle izah edilemez. Anatomik iyilik oluşumundaki laser
etkisini, makrofaj aktivasyonu sonucu remodeling proçesiyle izah etmekteyiz.
Laser tedavisinin diğer üstün özelliği, nörolojik defisitlerin de bazen laserakupunkturundan
da istifade etmekle
tamamen düzelmesidir. Bu da yurt dışında birçok merkezde yapılan araştırmalar
sonucu saptanan, laserin akson rejenerasyonunu hızlandırıcı ve sinir iletimini
arttırıcı etkisiyle açıklanabilinir.
Herni diskal tanısı her zaman tartışmaya açık olmuştur.Çünkü, benzer klinik tablo
başka birçok klinik durumda da görülebilmektedir. Kompüterize tomografi, miyelografi
ve cerrahi girişim sonuçlarını karşılaştıran çalışmalarda da görüleceği gibi
ne CT, ne de myelografi bizim tanıya gitmemizde kesin bir sonuç vermemekte ve
her iki tanı yönteminde de az da olsa pozitif ve negatif yanılma payları bulunmaktadır.
Antienflamatuar,analjezik,spazmolitik ve rejeneratif procesi artırıcı etkileri,
klasik yöntemlere göre daha üstün olan laser,ayrıca yan etkisinin olmaması, hastaya
kısa sürede ambulasyon olanağı tanıması ve uygulama kolaylığı gibi avantajlara
da sahiptir. Ayrıca diğer bütün konservatif tedavi yöntemleri sadece gecici bir
rahatlık sağlarken laser herniasyonu radikal olarak ortadan kaldırmaktadır. Bu
nedenle düşük enerjili laserlerin herni diskal tedavisinde gereken yeri alabilmesi
için daha detaylı ve kontrollu çalışmaların eğitim birimlerince planlanmasının
yararlı olacağına inanmaktayız.
Nitekim bu çalışmadan bir yılı aşkın bir süre sonra japonya'da Tatsuhide Abe'nin
yaptığı ve MRI ile teyid ettiği bir çalışmada da düşük enerjili laserle alınan
bu sonucun ilginç bir baslangıç olabileceği belirtilmektedir [53].
Bu çalışma 1987 yılında yapılmıştı. O günden bu yana 500'ü aşkın hastanın tedavisi
yapılmış ve alınan sonuçlar tamamen
yapılan calışmayı doğrular şekilde olmuştur. Yapılan çalışmada kontrol tomografilerinde
radyolojik görünümü değişmiyen veya
hafif regresyon olan hastaların daha sonra (3 ay- 1 yıl) sonra yapılan kontrollerinde
herniasyonun bütün vak'alarda tamamen
kaybolduğu gözlenmiştir.
Ayrıca, özellikle 91-92 yıllarında nüksle gelen hastaların çekilen tomografilerinde,
nükslerin tedavi edilen mesafeler
dışındaki mesafelerden olduğu gözlenmistir.
|
| LASER VE AKUPUNKTURLA
NÖROLOJİK HASTALIKLARIN TEDAVİSİNE YENİ YAKLAŞIM |
Dr.Abdurrahim
GÖRÜR
Nörolojik hastalıklar deyince, genel anlamda sinir hücresi veya uzantılarının
çeşitli nedenlere bağlı olarak fonksiyonlarının bozulması ve bunun sonucunda
da organizmanın ilgili bölgelerinde ilgili bozuklukların ortaya çıkması kastedilir.
Bunlar, ağrı, değişik tür ve çeşitte parezi ve paraliziler, entellektüel fonksiyon
bozuklukları, epileptik deşarjlar, sempatik ve parasempatik sistem rahatsızlıkları
vb.gibi bulgu ve belirtilerle kendini gösterirler.
Laser ve akupunktur, birçok yönden benzer bir etkiye sahiptir. Kliniğimizde başlangıçta
ağırlıklı olarak Akupunktur(A), Elektroakupunktur(EA) ve Laserakupunkturu (LA)
kullanılmış, ancak Tapping, Cupping, Bare Foot Doctor Akupunkturu ve drekt laser
uygulaması gibi çeşitli yöntemlerin araştırılarak incelenmesi ve modern fizyoloji
ve fizyopatoloji bilgileriyle senteze giderek bugün alan tedavisi veya refleksoterapi
olarak adlandırılabilecek daha değişik bir yöntem uygulanmaya başlanmıştır.
Komple veya kısmi motor fonksiyon kaybı olan parezi veya paralizili hastaların
tedavisi, modern klinik pratikte en az verimli alanlardan birisidir. Hem üst,
hem de alt motor nöron lezyonu ile birlikte olan bu hastalık grubunda, kural
olarak ilaç tedavisi tamamen etkisizdir. Masaj, ısı, egzersiz ve elektro-terapi
gibi çeşitli fizik tedavi metodları da, kas atrofileri, kontraktürler ve rijidite
gibi çeşitli komplikasyonlar üzerinde yararlı olmakla birlikte, bu hastalıkların
uzun süreli prognozları üzerinde önemli bir etkiye sahip değildir. İyileşme derecesi,
kullanılan ortodox tedavi yöntemlerinden ziyade, hastalığın dogal hikayesi, etkilenen
nöronların sayısı ve onların fonksiyonel bozukluklarının şiddetine bağlıdır.
Bu vakalarda palyatif ve destekleyici tedbirlerin uygulanmasında doktorun rolü
çok sınırlıdır. Ortodox metodlarda, altta yatan patolojik temele karşı bir saldırı
mümkün değildir.
Oysa bu konuda Akupunktur veya Laser tedavisiyle nörolojik hastalıkların tedavileri
konusunda yeni bir çığır açacak pek çok gelişmeler mevcuttur. Bugün dünya popülasyonunun
önemli bir kısmını ilgilendiren vasküler ağrılar, nevraljiler ve radikülopatiler,
çok rahatlıkla söyliyebiliriz ki bizim için problem olmaktan çıkmıştır. vasküler
ağrılar ve nevraljiler 10-15 seanslık bir tedavi sonucunda %90'ların üzerinde
bir başarıyla tamamen ortadan kaldırılabilmektedir. Toplumun neredeyse 1/3 ünü
ilgilendiren bel-boyun ağrılarında önemli bir yer tutan ve gerek hasta, gerek
ülke ekonomisine, parasal ve işgücü kabı sonucu ciddi yük getiren disk herniasyonları,
hangi aşamada olursa olsun, 10-30 seanslık bir laser tedavisiyle total nörolojik
ve anatomik şifayla sonuçlanmaktadır.
Enfeksiyöz nörolojik hastalıkların ve nonprogressif hastalıkların rehabilitasyonunda
fizyoterapi de dahil diğer yöntemlerle kıyaslanmayacak ölçüde bir gelişme sağlanmakta
ve hastaya ilk muayenede 2-3 seans fazla veya eksiğiyle ne kadar mesefe kaydedebileceğimiz
söylenebilmektedir.
Dejeneratif-progressif hastalıklarda progresyon durdurulmakta, ayrıca kaybolan
fonksiyonların kazanımlarında önemli başarılar elde edilebilmektedir.
Organik bir nedene bağlı olmıyan çeşitli epileptik rahatsızlıklarda EEG normale
dönmekte ve bütün ilaçların kesilmesine rağmen nüx olmaksızın hastalar normal
yaşantılarına dönebilmektedir.
Ciddi bir damarsal problem olan Burger hastalığı, 12-25 seanslık bir tedaviyle
tamamen şifa ile sonuçlanmaktadır.
Bütün bu çarpıcı ve giderek bütün dünyada daha fazla kabul gören sonuçlara rağmen
Batı-Tıbbı ekolü halen laser ve akupunktur tedavisine son derece mesafeli olarak
yaklaşmakta, ne bu konuda yapılan çalışmalar ciddi anlamda desteklenmekte, ne
de bu konuda kendileri ciddi sayılabilecek araştırmalara yönelmektedirler. Ülkemiz
de dahil bu konuya belirli merkezlerde yapılan ve olumlu sonuçlanan pek çok çalışma
da tılsımlı bir güç tarafından hasıraltı edilmekte ve olayın üzerine gidilmemektedir.
84-85 yıllarından berı H.Ü., A.Ü., Çapa ve Cerrahpaşa, 9 Eylül ve Ege Tıp fakülteleri
ve daha pek çok merkezde neredeyse hepsi olumlu sonuçlanan pek çok çalışma yapılmış
olmasına rağmen halen bu konunu üzerine gidilmemesi ve yapılan çalışmaların da
unutturulmaya çalışılması maalesef acı bir gerçektir.
Laser ve Akupunkturun etki mekanizmasına girmeden önce bazı temel fizyolojik
bilgilere gözatmak istiyorum.
TEMEL NÖROFİZYOLOJİ ve EMBRİYOLOJİ
Herhangi bir uyarıya tepki gösterme, bütün canlıların temel özelliğidir. Bitkiler
ışığa yönelir, evcil hayvan sahibine yönelir, insanlar tehlikeden uzaklaşmaya
çalışır. Ya da daha elemanter bazda, kas kasılır, bezler salgı salar, fagositik
hücreler yabancı organizmayı kuşatır ve yer.
Vertebralılarda, içsel veya dışsal uyarılara karşı cevap verecek olan kaynakların
koordinasyon ve mobilizasyonunda iki sistem özgülleşmiştir. Bunlar, sinir sistemi
ve endokrin sistemdir. Gerçekte bu iki sistem birbiriyle çok yakın ilişki içinde
ve bütünleşmiş durumdadır. Endokrin sistemi, kimyasal haberciler (hümöral ajanlar
veya hormonlar) kullanarak endokrin bezinden hedef organa kan yoluyla ulaşan
bir koordinatördür. Bu sistemin aktivitesi nisbeten yavaştır.
Sinir sistemi ise sinaptik birleşimler yoluyla nöronlar arası iletişim için kimyasal
haberciler (nörotransmitterler) kullanan bir hızlı koordinatördür. Burada ajan
sinir hücresi tarafından, bir başka sinir hücresi, kas hücresi veya glandüler
hücreye etki edeceği dar bir sinaptik yarığa salınır. Hücreler arasındaki bir
başka iletişim, bazı sinir hücreleri ve belirli kas hücreleri (düz ve kalp kaslarında)
arasındaki drekt ultramikroskobik açıklıklar şeklindeki elektronik birleşimdir
(gap junction).
Sinir hücresi, sinir sisteminin morfolojik, fonksiyonal ve ontogenetik temel
ünitesidir. Morfolojik olarak her nöron, uzantıları aracılığıyla başka nöronlarla
temastadır. Öyle ki her nöron, tüm sinir sistemi ağındaki bir bir interkonnekte
segmenttir. Fonksiyonel olarak her nöron, bir şifreli bilgi (coded information)
bütünleyici (integrator), yönetici (conductor) ve nakledicisidir (transmitter).
Ontogenetik olarak bütün nöronlar bir primordial hücre tipi olan matrix hücresinden
gelişir.
Nöral krest, plakodlar ve nöral tüp, ektoderm orjinlidir. Nöral tüp, SSS nin
bütün nöronları, oligodendroglia ve astroglialar için primordial yapıdır. Nöral
krestlerden birtakım nöronal ve nonnöronal yapılar gelişir. Nöronal yapılar:
1) duysal, otonomik ve enterik gangliyonlardaki nöronlar, 2) piamater ve araknoid
ve gözün sklera ve koroid örtüsü, 3) nörolemma (schwann) hücreleri ve ganglionların
satellit hücreleri, 4) adrenal medülla ve 5) karotisin reseptör hücreleridir.
Nonnöral yapılar ise: 1) deri ve bağ dokusunun pigment üreten hücreleri (melanoporlar),
2) diş pulpasının odontoblastları, 3) yüz ve branşial arkların kemik, kıkırdak,
bağ dokuları ve kasları ve 4) kromaffin hücreleridir.
Bazı mezodermal orjinli elemanlar sinir sistemiyle birliktedir. Bunlar sonradan
sinir sistemine giren, kan damarları ve mikroglial hücrelerdir. SSS etrafını
duramater sarar. Periferik SSnin extranöral mesodermal elemanları, periferik
ganglionların dıştaki satellit hücreleri, periferik sinirlerin epi-, peri- ve
endonöriumu ve bazı periferik duysal uçların kapsülleridir.(slayt 125-126)
Embriyonik SSS, Ventriküler, subventriküler, intermediate (mantle) ve marjinal
olmak üzere dört konsantrik bölgeden oluşur. Bütün nöronlar, erken bebeklik döneminde
oluşur ve mitotik özelliklerini kaybederler. Glial hücreler ise ömür boyu bu
özelliklerini korurlar. Bütün nöronlar ve beraberindeki pek çok hücre, ventriküler
ve subventriküler bölgeler, ganglionik çıkıntı rombik dudak ve nöral krestten
orjin alırlar.
Nöronun sinir sistemindeki yerleşeceği bölgeye göçü, o nöronun komple yapısal
özelliklerini kazanması ve nöronun normal fizyolojik özelliklerinin gelişimi
için gerekli genetik bilgi, immatür nöronda mevcuttur ve buna nöral spesifite
demekteyiz. Genç postmitotik nöron, esas yerine göçünde ona rehberlik eden ve
plazma membranında bulunan makromoleküllerle bir ekip oluşturur. Nöron esas bölgesine
yerleştikten sonra akson ve dendritleri farklılaşır, gelişir ve başka nöronlarla
sinapslar yapar. Nöronal spesifisitenin çevresel faktörlerle modifiye edilebilmesine
nöral plastisite denir. Plastisite, nöron gövdesinin pozisyonu, dendritlerin
dallanması, aksonların seyir ve terminallerinin dağılımında hafif değişikliklerle
çok hassas olarak düzenlenir.
Nöronun asli yerine göçü ameboid şekilde olur ve nöron gövdesi yerleşeceği nüklear
grup veya laminaya doğru hareket ederken, akson onu takibederek uzar. Asli bölgesine
vardıktan sonra ise dendritler gelişir ve önceden saptamış sinaptik bağlantılar
oluşur. Olgunlaşma evresinde nöronlar yeniden düzenlenir, yerleşir ve konsolide
olur. Bu anatomik, fizyolojik ve biyokimyasal adaptasyon, bilinçli ve bilinçsiz
şekilde sensory ve motor bölgelerde öğrenme şeklinde ortaya çıkar. Sinaptik bağlantıların
reorganizasyonu kavramı, belirli lezyonlardan sonra hastanın iyileşmesi veya
serebral hakimiyetin ontogeneziyle uyumludur. Çünkü, primer dendritik dallanma
genetik olarak belirlenmişken, onun çıkıntıları (spines), çevresel (trofik) etkilere
açıktır. Çıkıntıların, deafferentasyon veya sensory deprivasyonla hatta yaşlanmayla
kaybolduğu bilinmektedir. Şaşılık veya konjenital katarakta karşı gelişen ambliyopi
bunun en güzel örneğidir.
Periferik sinir sistemi aşağıdaki primordial kaynaklardan gelişir: 1)Sensory
ganglionik nöronlar ve uzantılarına farklılaşan nöral krest nöroblastları, 2)
aksonları nöral tüpten çıkıp ventral köke giren ve kasları ve çeşitli glandları
innerve eden alt motor nörona farklılaşan bazal tabaka nöroblastları. 3) otonomik
sinir sistem gangliyonlarını oluşturmak üzere perifere doğru göçeden nöral krest
ve bazal tabaka (basal plate) nöroblastları, 4) gangliyonların satellit hücreleri
ve periferal sinirlerin nörolemma (schwann) hücrelerine farklılaşan nöral krest
hücreleri ve 5) endo-, peri- ve epinörium ve kan damarları gibi konnektif doku
elemanlarına farklılaşan mezodermal hücreler.
Periferik sinirlerin gelişimi, visserler, kaslar ve deri gibi nonnörönal dokuların
gelişmesi sürecinde, nöroblastların aksonlarının bunların peşinden sürüklenmesiyle
olur. Nörolemma hücrelerinin bu sürece iştiraki sonucunda da miyelinizasyon oluşur.
Örneğin, diyafragmatik kaslar, 3,4 ve 5. servikal segment somitlerinden orjin
alır. Bu nedenle de diyafragma uzun frenik sinir aracılığıyla 3,4 ve 5. servikal
sinirlerin bazı liflerinden innerve olur ve daha kısa olan diğer servikal sinirlerle
boyun kasları innerve edilir.
Beynin reflektör merkezlerinin evolüsyonal gelişimi, somatik ve visseral afferent
sistemlerin fonksiyonal bütünlüğüyle yakından ilgilidir ve önceden oluşmuş olan
ilişkiler tamamen silinmez ve yeni oluşan sistemlerde de kalır. Bu nedenle N.Trigeminus,
N.Fasialis, N. Hipoglossus ve N. Vagus ilişkileri çok önemlidir.
Kafa çiftlerinin 3 afferent kolonu vardır:
1. özel somatik afferent kolon, vestibüler ve koklear nükleustan oluşur.
2. genel somatik afferent kolon, posteromedial ortabeyin tegmentumunda bulunan
ve propriosepsiyonla ilgili N.Trigeminusun mezensefalik nükleusu; Lateral ortapons
tegmentumda bulunan ve dokunmayla ilgili N.Trigeminusun ana sensori nükleusu;
ve aşağı ponsun laterali, medulla ve üst iki servikal sipinal seviyede bulunan,
ağrı ve ısıyla ilgili olan ve V,VII,IX veX. kafa çiftlrinden gelen liflerin sonlandığı
sipinal trigeminal nükleus.
3. visseral afferent kolon, medullanın orta-posterior tegmentumunda bulunur ve
N. solitaryustan oluşur ve onun bileşenleri, V, VII, IX ve X. kafa çiftleriyle
taşınan tat ve diğer visseral etkilerden oluşur.
Görüldüğü gibi bütün bu kafa çiftlerinin çekirdekleri, periferik ve santral bağlantıları
arasında çok yakın bir ilişki vardır. Bu da onlar arasında yoğun karşılıklı fonksiyonal
etkileşimin morfolojik esasını oluşturur.
Çeşitli afferent yolların karşılıklı impulsları için, talamus ve beyin sapının
retiküler formasyo nunda daha kompleks ve yakın ilişkiler vardır. Bu nedenle
kısaca hipotalamustan da bahsedeceğim. Hipotalamus, yalnızca 4gr. gelen kitlesine
rağmen, somatik ve visseral kürelerdeki hızlı bir fonksiyonal koordinatördür.
Vücut ısısının regülasyonu ile homeostasi sağlarken, açlık, susuzluk ve sexuel
etkilerden kızgınlığa kadar pekçok davranışsal ifadelerde de rol oynar.
Hipotalamus, beyin sapı ve spinal korddaki otonomik merkezleri etkiliyerek bir
modülatör olarak işlev görür. Anterior hipotalamus eksitatuar parasempatik role,
posterior hipotalamus ise exitatuar sempatik role sahiptir. Retinadan hipotalamusa
uzanan drekt retinohipotalamik lifler, hipotalamus ve hipofiz üzerinde ışık uyarısından
kaynaklanan etkiler yapar ( fotonöroendokrin sistem). Çeşitli kanıtlar, bu sistemin
biyolojik ritm ve bazı metabolik aktivitelerde ( elektrolit-su dengesi ve karbonhidrat
dengesi) rol oynadığını ima etmektedir.
Endokrinn sistemin usta bezi olan hipofiz, hipotalamonörohipofizeal sistem ve
hıpotalamohipofizeal portal sistemler aracılığıyla yakın denetim altındadır.
Supraoptik ve paraventrikuler nükleusların kanın ozmotik basıncına cevabı ile
nörohipofizden ADH salınımı kontrol edilir ve vücudun su dengesi korunur.
Nöral dejenerasyon ve rejenerasyon:
Kesi, ezilme, toksik maddeyle karşılaşma veya kanlanmasının durması gibi bir
zararlanmayla karşılaşan nöron, temelde nöronun korunmasına yönelik olarak bir
dizi olayla total olarak yanıt verir. Bunlar 1) gövdede kromatolizis, 2) traumanın
proksimalinde primer dejenerasyon ve 3) distalde segonder veya Wallerian dejenerasyonu
şeklinde olur.
Kromatolizis sonu gövde su alır ve şişer . Bunun sonucunda golgi aparatı dağılır,
endoplazmik retikulumdan ribozomların ayrılmasıyla Nissl body erir ve çekirdek
ekzantrik şekilde yerleşir. Travma gövdeye ne kadar yakınsa, kromatolizis o denli
şiddetli olur. Çok şiddetli kromatoliz sonu nöron ölür.
Distal kısımda birinci günde, aksis silindiri, aksonal terminal ve sinapslarda
şişme olur. 1. hafta sonunda parçalanmaya başlar. Aynı şekilde miyelin kılıf
da şişer ve parçalanır. Birkaç hafta sonra küçük oval parçalara ayrılır ve makrofajlar
tarafından fagosite edilerek bölgeden uzaklaştırılırlar.
Dejenere olan nöron postsinaptik ve presinaptik nöronlarda da bir dizi değişikliklere
yolaçarlar. Postsinaptik nöron veya kasta dejenerasyon hipersensitivitesi meydana
gelir. Presinaptik nöronda ise retrograd transnöronal dejenerasyon oluşur.
Travmanın siddetine göre proksimal kısımdaki dejenerasyon yaklaşık 3cm. civarında
geriye doğru birkaç internodu içerir. Ayrılan aksis silindir ucu, 12 saat içinde
yeni plazma membranıyla sarılır. Yakındaki nörolemma hücreleri ve tüm distal
segment 10 kata varan bir artışla mitotik aktivite gösterir. Prolifere olan nörolemma
hücreleri güdüğün distal ve proksimaline doğru hareket ederek bir köprü oluştururlar.
Nöron gövdesindeki nükleusta RNA sentezi, nükleolusta RNA içeriği artar ve yeni
sentez edilen RNAlar nükleustan sitoplazmaya geçerler. Gövdedeki enzim ve protein
içeriğinin artmasıyla bu yeni sentez edilen yapılar aksoplazmik transportla akson
boyunca taşınırlar. Rejenere olan akson 3-4mm/gün hızla hedeflerine ulaşır. Rejenere
olan aksonlar nörolemma hücreleri tarafından sarılır. Bazı rejenere olan lifler
10 günde miyelinlenir. Zamanla akson çapı ve miyelin kılıf kalınlaşır. Rejenere
olan lif, internodal uzunluk, çap ve iletim hızı yönünden orjinalin %80 ine ulaşma
eğilimindedir.
Zedelenen aksonun yakınındaki aksonlardan çıkan kollaterallerin denerve nörolemma
kordonuna girmesi, kollateral sprouting olarak bilinir. Buna uygun olarak, dejenere
sinir lifleri, intertisyal hücreler veya denerve yapılar tarafından salınan kimyasal
maddelerin böyle bir uyarı yaptığı düşünülmektedir. Daha başka bir yaklaşımla,
her nöronun potansiyel olarak sahibolduğu uzama potansiyeli, komşu nöronlar tarafından
salınan kimyasal maddelerle inhibe edilmektedir. Bu maddeler, hızlı aksoplazmik
akımla gövdeden nakledilirler. Aksonun dejenerasyonu, inhibisyonu ortadan kaldırınca
kollateral sprouting meydana gelmektedir.
Rejenerasyondaki en büyük handikap, güdüklerin distal ve proksimal uçlarının
arasında fazla mesafe olması ve daha da önemlisi, rejenere olan akson distal
kısma geçene kadar oluşan incuri yerindeki glial skarı aşamamasıdır.
ENFLAMASYON VE ONARIM
(İNFLAMMATİON AND REPAİR)
Enflamasyon, lokal zedelenmeye canlı dokunun reaksiyonudur. Enflamatuar reaksiyon,
onarım süreciyle içiçe geçmiştir. Enflamasyon, etkenin tahribi, yoğunluğunun
azaltılması ve dokudan atılmasını sağlar. Bu ise birtakım olaylar sürecinin başlamasına
yolaçar. Onarım, enflamasyonun erken döneminde başlar ve etkenin nötralizasyonundan
sonra da devam eder.
Enflamatuar reaksiyon, organizmanın çeşitli etkenlere karşı direncini ve sağlıklılığını
sürdürmesini sağlar. Bununla birlikte enflamasyon ve onarım, potansiyel olarak
zararlı da olabilir. Romatoid artrit, anaflaktik reaksiyon ve otoimmün rahatsızlıklar
gibi hastalıkların patogenezinde de enflamatuar reaksiyonlar önemli rol oynarlar.
Onarım faaliyeti sonucu oluşan aşırı skar veya fibröz bantlar, barsak tıkanması
veya eklem hareketlerinin sınırlandırılmasına nedenolabilir.
Enflamasyon, ilk kez M.S. 1.yy da Cornelius Celsus tarafından rubor, tumor, calor
ve dolor olarak kardinal bulgularıyla tanımlanmıştır. Daha sonra Virchow tarafından
functio laesa olarak fonksiyon kaybı da beşinci lokal klinik bulgu olarak ilave
edilmiştir. 1882 de Rus biyolog Elie Metchnikoff, fagositozu bulmuş ve daha sonra
mikroorganizmalara karşı savunmada hem selüler (fagositoz), hem de serum faktörlerinin
(Antikor) kritik önemi ortaya çıkmış ve bu Metchnikoff ve Paul Erlich'e 1908
Nobel ödülünü kazandırmıştır.
Enflamasyon, akut ve kronik olarak ikiye ayrılabilir. Akut enflamasyon, birkaç
dakika ile birkaç günlük bir süreyi kapsar ve ana karakteristiği, sıvı ve plazma
proteinlerinin eksüdasyonu ve başta nötrofiller olmak üzere lökosit emigrasyonudur.
Kronik enflamasyon, daha az uniform ve uzun sürelidir. Histolojik olarak lenfosit
ve makrofajın varlığı, kan damarları ve konnektif doku proliferasyonu ile birliktedir.
Ancak birçok faktör bu süreci ve histolojik görünümü etkiler.
Enflamatuar reaksiyon arenası, plazma, dolaşımdaki hücreler, kan damarları ve
konnektif dokunun hücresel ve hücre dışı bileşenleri dahil, vasküler konnektif
dokudur.(slayt 1).
Enflamasyondaki vasküler akım ve kalibrasyon değişiklikleri:
İncüri şiddetine göre birkaç saniyeden birkaç dakikaya kadar süren arteriollerdeki
geçici vazokonstrüksiyondan sonra vazodilatasyon, ısı artışı ve kızarıklığın
olduğu transüdasyona yolaçar. Vasküler permeablitenin artışıyla eksravasküler
alana eksüdasyon olur ve kan viskozitesinin artışıyla staz başlar.
Başlıca nötrofil ve monocitler olmak üzere lökositlerin birikimi, enflamatuar
reaksiyonun en önemli özelliğidir. Lökositik olayları 1) marjinasyon, 2) adsezyon,
3) kemotaktik uyarıya doğru emigrasyon, 4) fagositoz ve intraselüler degradasyon
ve 5) lökosit ürünlerinin ekstrasellüler salınımı olarak ayırabiliriz.(slayt
2 lökosit aktivasyonu)
İncuri, enflamatuar reaksiyonu başlatır ancak salınan kimyasal maddeler süreci
yönlendirirler. Mediatörler, plazmadan ve mevcut veya hasarlanmış hücrelerden
kaynaklanırlar. (slayt) Bunlar aşağıdaki şekilde gruplandırılabilirler:
@ Vazoaktif aminler: Histamin ve serotonin.
@ Plazma proteazları: 1) kinin sistemi (bradikinin ve kallikrein);
2) kompleman sistemi (C3a, C3b, C5b-C9);
3) koagülasyon-fibrinolitik sistem (fibrinopeptidler, fibrin yıkım ürünleri;
@ Arakidonik asit (AA) metabolitleri:
1) siklooksijenaj yoluyla (endoperoksidazlar, prostaglandinler, tromboxan); 2)
lipooksijenaz yoluyla (lökotrien, HPETE, HETE)
@ Lizozomal bileşenler (proteazlar)
@ Reaktif oksijen metabolitleri (ROM)
@ Platelet aktive edici faktörler (PAF)
@ Sitokinler
@ Growth faktörleri
@ Vazoaktif aminler: Histamin ve serotonin, dokudaki mast hücrelerinde, kandaki
fagositik hücre granüllerinde ve plateletlerde bolca bulunur. Bu aminler vazodilatasyon
ve vasküler permeablite artışına yolaçar.
@ Plazma proteazları: Kompleman sistemi, vasküler permeablite artışı, kemotaksis,
fagositoz öncesi opsonizasyon ve hedef organizmanın lizisi gibi biyolojik reaksiyonlara
yolaçar. Bu sistem klasik ve alternatif olmak üzere iki şekilde aktive olur ve
organizmanın savunmasında çok önemlidir (slayt)
Kinin sistemi, Hageman faktörün (XII) aktivasyonuyla doğrudan tetiklenen bir
mediatör sistemdir. Güçlü bir vasküler permeablite arttırıcı ajan olan bradikininin
salınımına yolaçar. Bradikinin aynı zamanda vazodilatasyon, düz kaslarda kasılma
ve deri içine enjekte edilince ağrı meydana getirir.(slayt).
Pıhtılaşma sistemi de Hageman faktörle aktive edilir ve sonunda fibrinopeptidler
oluşur. Fibrinopeptidler vasküler permeabliteyi ve lökositlerin kemotaktik aktivitesini
arttırır.
@ Arakidonik asit (AA) metabolitleri:(slayt) Arakidonik asit metabolitleri birçok
biyolojik ve patolojik süreçte rol oynar. Bu bileşikler enflamatuar reaksiyon
haricinde, hemostazis ve trombozis proseslerinde, kardiyovasküler, pulmonar,
renal ve endokrin patofizyolojisinde de önemli rol oynarlar.
Siklooksijenaz yolu. Bir yağ asidi olan siklooksijenaz, AAsidi süratle prostaglandin
endoperokside (PGG2) o da enzimatik olarak PGH2ye dönüştürülür. PGH2, spesifik
enzimlerle çeşitli ürünlere dönüştürülür. Tromboxan A2(TXA2), güçlü platelet
agregatörü ve vazokonstrüktördür. Prostasiklin (PGI2), başlıca damar duvarında
bulunur ve güçlü bir platelet agregatör inhibitörü ve vasodilatördür. Pekçok
yerde bulunan ve vasküler tonus ve permeablite üzerinde etkili olan daha stabil
prostaglandinler, PGE2, PGD2, PGF2alfadır.
Lipooksijenaz yolu. AA, lipooksijenaz tarafından hidroksiperoksi derivelerine
dönüştürülür. Bunlar, plateletlerde bulunan 12-hidroperoxyeicosatetraenoic acid
[12-HPETE] ve lökositlerdeki 5-HPETE ve 15-HPETEdir. 5-HPETE, peroksidasyonla
potent bir kemotaktik nötrofil uyaranı olan hidroxyeicosatetraenoic aside (HETE)
dönüştürülür. 5-HPETE aynı zamanda lökotrienlere (A4,B4,C4,D4,E4) dönüştürülür.
LTB4 lökosit agregasyonuna yolaçan güçlü bir kemotaktik ajandır. LTC4, LTD4 ve
LTE4 ün hepside vazokonstrüksiyon, bronkospazm ve vasküler permeablite artışına
yolaçarlar.
@ Lizozomal bileşenler (proteazlar). Fagositik hücrelerde iki ana tipte granül
vardır. a) Primer (büyük) azurofil granüller, myeloperoxidaz, lizozim, bakterisidal
faktörler, katyonik proteinler, asit hidrolazlar ve bazı nötral proteazlar ihtiva
ederler. b) Segonder (küçük) spesifik granüller, laktoferrin, lizozim, alkalen
fosfataz, lökosit adhezyon molekülleri ve kollajenaz ihtiva ederler.
Monosit ve makrofajlar, aynı zamanda asit hidrolazlar, kollajenaz, elastaz ve
plazminojen aktivatör de ihtiva ederler. Bunlar özellikle kronik enflamatuar
reaksiyonlarda aktiftirler.
Bu zararlı doku harabiyetine de nedenolabilen proteazlar, serum ve dokulardaki
sıvılarda bulunan bir antiproteaz sistemi ile kontrol edilirler. Örneğin alfa-1-antitripsin,
majör nötrofilik elastaz inhibitörüdür.
@ Reaktif oksijen metabolitleri (ROM). Nötrofil ve makrofajlardan kaynaklanan
ROM, kemotaktik ajanlar, immün kompleksler veya bir fagositik mücadelede ekstraselüler
olarak salınabilirler. Bunlar, 1) endotelial hücre harabiyeti, 2) antiproteazların
inaktivasyonu ve 3) diğer hücre tiplerinin (tümör hücreleri, eritrositler, parankimal
hücreler) zedelenmesi şeklindeki olaylara katılırlar.
Serum, doku sıvıları ve hedef hücreler, bu potansiyel olarak zararlı olabilen
radikalleri detoksifiye eden bir antioksidan koruyucu mekanizmaya sahiptirler.
Bunlar, 1) serüloplazmin, 2) transferrin, 3) süperoksit dismutaz, 4) H2O2yi detoksifiye
eden katalaz ve 5) bir diğer güçlü H2O2 detoksifiyanı olan glutathione peroksidazdır.
@ Platelet aktive edici faktörler (PAF). PAF, platelet uyarısına ilaveten vazokontrüksiyon
ve bronkokonstrüksiyona yolaçar. son derecede küçük konsantrasyonlarda, histaminden
100-10.000 kat daha güçlü vasodilasyon ve ve venüller permeablite artımına yolaçar.
Bazofil, nötrofil, monocitler ve endotel hücreleri gibi çeşitli hücrelerden çıkabilir.
PAF, mediatörlerde olduğu gibi depolanmaz, hücre uyarısından sonra süratle yapılır.
PAF, doğrudan hedef hücreye etki etmekle birlikte, aynı zamanda özellikle prostaglandin
ve lökotrienler olmak üzere diğer mediatörlerin sentezini de uyarırlar.
@ Sitokinler. Aktif lenfosit ve monosit ürünleri olan Lymphokine ve monokinelerin
immün reaksiyondaki etkileri uzun zamandan beri bilinmektedir. Son zamanlarda
nonlenfoid hücrelerden benzer polipeptidlerin üretildiği bulunmuştur. Bunların
en önemlileri, interleukin-1(IL-1) ve tumor necrosis factor (TNF)dür. Farklı
gen ürünlerine bağlı olmakla birlikte birçok biyolojik özellikleri ortaktır.
Bunların en önemli etkileri, lokal olarak endotelium, sistemik olarak akut faz
reaksiyonları ve fibroblastlar ve kollajenaz salınımı üzerindeki uyarıcı etkilerdir.
IL-1 ve TNF, aynı zamanda ateş dahil, enfeksiyon veya incuriyle birlikte olan
akut faz reaksiyonlarını, slow wave uyku meydana gelmesi, dolaşıma nötrofillerin,
ACTH ve kortikosteroidlerin salınımını ve özellikle TNF, septik şoktaki hemodinamik
değişiklikleri de (hipotansiyon, vasküler rezistans azalması, taşikardi ve kan
pH sında azalma) başlatırlar.(slayt)
@ Growth faktörleri. Lökositler için kemotaktik aktiviteleri olan diğer mediatörler,
kollajen veya fibronektin yıkımından kaynaklanan parçalar (fragmanlar) ve bazı
büyüme(growth) faktörleridir. Bugün hücre popülasyonlarındaki normal büyümenin,
büyüme uyarıcıları ve bastırıcıları arasındaki zıt etkilerle kontrol edildiği
düşünülmektedir. Büyüme uyarıcılarındaki aşırılık veya inhibitörlerdeki bir eksiklik,
net proliferasyona (çoğalma) yol açacaktır.
Belirli GFler, aynı zamanda hücre göçü, farklılaşması (differentiation) ve doku
yeniden şekillendirilmesini (remodeling) başlatırlar ve yara iyileşmesinin çeşitli
evrelerine katılırlar. (slayt s.77). Bunlardan başlıcaları:
1. Epidermal GF(EGF), 2) platelet-derived GF(PDGF), 3) Fibroblast GF(FGF), 4)
transforming GFler (TGF alfa ve TGF beta), IL-1 ve TNF
Büyüme uyarıcılarına ilaveten enflamasyonda rol oynadığı bilinen çeşitli büyüme
bastırıcıları da tanımlanmıştır. Bunlardan bazıları, TGFbeta, alfa-interferon,
PGE2 ve heparindir. Unutulmaması gereken bir nokta, makrofajlar, gerek uyarıcı
ve bastırıcı GFleri gerekse doku yıkım ve organizasyonunda rol oynıyan çeşitli
enzimleri salgılıyabildikleri için bu süreçlerde merkezi rol oynarlar.
Buraya kadar bahsettiğimiz enflamasyon, genelde akut enflamasyonu kapsamaktadır.
Enflamasyonu yapan ajanın bertaraf edilememesi veya tekrarlıyan incuri durumlarında
makrofajların merkezi rol aldığı kronik enflamatuar reaksiyon başlar. Kronik
enflamasyonun temel histolojik görünümü 1) başlıca makrofaj, lenfosit ve plazma
hücreleri olmak üzere mononükleer hücre infiltrasyonu. 2)fibroblast proliferasyonu
ve küçük kan damarları, 3) fibrosis (bağ dokusu artışı) ve 4) doku yıkımıdır.
Makrofajlar, birçok faktörle hemen aktive olurlar ve yukarıda gözden geçirdiğimiz
bütün faktörleri sentez ve salma yeteneğine sahiptirler. Lokal incuri başlar
başlamaz, enflamasyonun erken fazında vücudun iyileşme çabası başlar ve sonuçta
ölü veya hasarlanmış hücrelerin onarım ve yenileştirilmesi gerçekleştirilir.
Onarım, genelde iki farklı süreçten oluşur: 1) rejenerasyon: aynı tip parenkimal
hücreler tarafından zedelenen dokunun replasmanıdır ki bazen önceki incüriye
ait hiçbir iz kalmaz; 2) bağ dokusuyla replasman: kalıcı scar dokusu. Çoğunlukla
bu iki süreç birbirini tamamlar.
Laser ve Akupunkturun etki mekanizması
Nörofizyoloji, nöroembriyoloji ve enflamatuar reaksiyon konusundaki söylenenler
dikkate alındığında, laser ve akupunkturun etki mekanizması kendiliğinden anlaşılacaktır.
Vertebralılar ve özellikle de insan organizması son derece mükemmel sibernetik
bir yapıdır. Öyle ki bir mikron seviyesinde ölçülebilen tek damar endoteli veya
bir makrofaj, onlarca maddeyi depolama veya anında sentez etme yeteneğine sahip
bir devasa entegre fabrika şeklinde çalışmaktadır. Yine aynı boyutlardaki bir
immün hücre, yıllar önce karşılaştığı yüzlerce allerjenden birini vücuda girer
girmez tanımakta ve ona uygun savunma mekanizmalarını harekete geçirebilmektedir.
Genel anlamda baktığımızda, her bir hücre tüm organızmaya ait genetik şifreyi
belleğinde taşımaktadır. Embriyonik evrenin başlangıcında aynı orjinden gelmesine
rağmen daha prenatal dönemde neredeyse tamamına yakını birbiriyle hiç ilgisi
yokmuşçasına farklılaşmakta ve her biri nihai yerleşim bölgelerindekine uygun
tarzda fonksiyon görmektedirler. Vücudun çeşitli yapılarındaki hücrelerin morfoloji
ve fonksiyonlarındaki farklılık ve spesifiklik yakından incelenince gerçekten
şaşırtıcıdır.
Büyük yapılardaki yangın alarmı, hırsız alarmı, kapalı devre TV sistemleri, gece
görüş sistemleri vb.gibi güvenlik ve savunma sistemleri veya bir komputerin çalışması,
insan organizmasıyla kıyaslanınca çok basit kalmaktadır.
Yine fizik, kimya, elektronik, ısı ve mekanikteki görünürdeki inanılmaz gelişmelere
ragmen, insan organizmasının hareket yeteneği, olaganüstü çok yönlü yetenekleri
ve dayanıklılığı dikkate alınırsa, mevcut makina veya robotların basitliği hemen
görülecektir.
Böyle mükemmel bir organizmanın, yine mükemmel bir kontrol ve savunma mekanizması
olması son derece doğaldır. Zaten genel olarak baktığımızda, vucudun hastalıklara
karşı son derece güçlü bir savunma mekanizması olduğunu ve birçok hastalık etkeniyle
karşılaşıldığında ya vücuda ciddi bir zarar vermeden bertaraf edildiğini ya da
çok az bir zararla olayın atlatılarak hasarlanan bölgenin orjinaline yakın şekilde
onarıldığını görmekteyiz. Aynı hastalık etkeniyle karşılaşan binlerce kişiden
pek azının hastalanması, bunun en güzel örneğidir.
Bilgisayarın çalışma sisteminin, laser ve akupunkturun etki mekanizmasını anlamada
güzel bir örnek olacağını düşünmekteyim. Bilgisayarı organizma, virus programlarını
hastalık etkenleri, keybord tuşları akupunktur noktaları ve anti-virus programları
tedavi şemaları olarak karşımıza çıkar. Çok akıllı gibi görünen bilgisayar sistemleri,
bazen basit bir virusle saçma sapan şeyler yapabilmektedir. Virusun temizlenmesinde
pek çok yöntem ve anti-virüs programı vardır. Otoimmün hastalıklarda da vücut
benzer şekilde saçmalamaktadır.
Az önce bahsettiğimiz temel bilgilerde, savunma sistemlerinin başlatılması kadar,
görev tamamlanınca sistemin çalışmasını durduran veya zararlı içsel savunma ürünlerin
etkisizleştirilmesi için de çok hassas şekilde düzenlenmiş sistemlerin olduğu
da vurgulanmıştı.
Bu anlamda geleneksel veya modern akupunktur tedavi şekillerinin veya laser tedavisinin
çok farklı uygulama ve kullanma şekli olmasına rağmen nasıl benzer bir etki yarattığı
kolayca anlaşılır. Bizim yaptığımız, zaten mevcut olan savunma sistemini zincirin
şu veya bu yönüne müdahaleyle güçlendirmek, ya da başlamasında bir aksama varsa
başlatmaktan başka bir şey değildir.
Burada üzerinde durulması gereken en önemli şey, akupunktur ve laserin bu mekanizmayı
çalıştırmada mevcut etkinliğinin yanında neredeyse hiçbir yan etkisinin olmadığıdır.
Ayrıca özellike nörolojik vakalarda, Batı Tıbbı sadece uzun ve yorucu ve aynı
ölçüde de pahalı pek çok incelemeyle hastalığın adını koymaktan başka bir şey
yapmamaktadır. Ancak laser ve akupunkturla neredeyse vücudun istediğimiz bölgesinden,
sinir sisteminin istediğimiz bölgesine ulaşmakta ve radikal veya radikale yakın
sonuçlar almaktayız.
Buna en basit ve itiraz edilemez örnek, popülasyonun önemli bir kısmını ilgilendiren
disk hernilerinde alınan sonuçlardır. Hernilerde, özellikle foot-drop gibi ciddi
nörolojik kusurların olduğu vakalarda laserakupunkturunu da kullanarak düşük
enerjili laser ve süperlüminöz diyotlarla %99 ları geçen ve total şifaya ulaşmaktayız.
Total şifadan kasdımız, sasdece klinik ve nörolojik değil aynı zamanda anatomik
şifadır. Bel veya boyun fıtığında, serbest fragman vakalarının dısında tedavi
sonu çekilen kontrol CT veya MR görüntülerinde yeniden fıtığa rastlanılmamaktadır.
(slayt)
Bundan da öte, alınan pekçok postoperatif vakada nükslerin dışında hipertrofik
skar oluşumuna bağlı olgularda da benzer sonuçlar alınmaktadır.
Kullanılan laserin (10mW ve 2mW He-Ne, 100 ve 180mW 830 ve 904nm GaAlAs) gücü
ve penetrasyonu düşünülürse (0.7mm-2cm.) doğrudan diske etki etmesi mümkün değildir.
Zaten cilt yüzeyinde bile hissedilir bir ısı etkisi yoktur. Ayrıca tedaviye alınan
hastalarda ağrı, dalgalı bir seyir izlemekte, hatta ayak-bacak ağrısı olupta
belde hiç ağrısı olmıyan vakalarda bel ağrısı başlıyabilmektedir. Bunun yanında,
tedaviden hemen sonra çekilen kontrol CT lerinde klinik anlamda tam nörolojik
şifaya rağmen yarıya yakın hastanın kontrol grafisinde radyolojik görüntünün
ya çok az gerilediği veya aynen sebat ettiği tesbit edilmişti.(I Ulusal Akup.
Kong. İstanbul 1990). Yine etki mekanizmasının anlaşılmasında yardımcı olacağını
düşündüğüm bir başka nokta, laserin keloidler üzerindeki etkisidir. Çeşitli nedenlere
bağlı ve 55cm uzunluk 1cm eninde, 4-8mm kabarıklığında olana kadar değişik ebatlarda
pek çok keloid vakasında, He-Ne laseriyle tarama yöntemiyle aldığımız keloid
vakalarında, 10-20 seanslık tedaviler sonucunda keloidin tamamen düzeldiğini,
rengin solduğunu ve kabarıkjlığın cilt seviyesine indiğini gözlemekteyiz.
Daha sonra laserin etki mekanizmasını araştırırken, özellikle yara ve kırık iyileşmesini
elemanter bazda incelediğimizde, özünde bütün etkilerin enflamatuar reaksiyonlar
bazında gerçekleştiğini gördük. Gerçekten örneğin kırık iyileşmesinde hemen başlayıp
1 hafta kadar devam eden koagülasyon, hücre yığılması gibi akut enflamatuar reaksiyon
bulgularından sonra birkaç ay süren kaba kal oluşum safhası vardır. Daha sonra
ise 1-2 yıl kadar devam eden yeniden şekillenme veya remodeling denilen ve kronik
enflamatuar hadisesinde varolan aşama başlamaktadır. Burada bir taraftan osteoklastik
aktiviteyle kaba kal fagosite ve rezorbe edilirken, diğer yandan da osteoblastlar
orjinaline yakın kemik dokuyu örmektedirler.
Nitekim, daha onceki çalışmamızda radyolojik görünümleri değişmiyen hastaların
yaklaşık 1 yıl sonra 3. kez kontrol CT lerini aldığımızda, onlarda da radyolojik
görünümün düzeldiğini ve protrüzyon veya extrüzyonun kaybolduğunu gözledik. Bu
nedenle herni diskaldeki laserin etkisinin, makrofaj aktivasyonuyla enflamatuar
reaksiyonu yönlendirdiğimizi düşünmekteyiz. Yine kontrol CT veya MR larının çoğunda,
disk dejenaerasyonu ve vakuum fenomenine sıkça rastlamamız, bizim tezimizi desteklemektedir.
Elbette deneysel olarak ve histopatolojik incelemelerle bu hipotezin kanıtlanması
maalesef özel klinik bazında mümkün olmamaktadır.
Dileğimiz, araştırma kurumlarının bu konuyla ilgilenerek ekonomik, yan etkisi
olmıyan ve radikal sonuçlara yolaçan laser ve akupunkturla ilgilenerek etki mekanizmalarının
daha somut verilerle kanıtlanması ve konunun yagınlaştırılmasına çalışmalarıdır.
Ancak 11 yıllık deneyim ve aldığımız sonuçlarla, laser ve akupunkturun 21. yüzyılın
alternatif değil, en gözde tedavi yöntemi olacağını şimdiden kesinlikle söyliyebilirim. |
| Halk Sağlığı Konusunda
Yeni Bir Yaygın Uygulama Modeli: Düşük Enerjili Laser |
Dr.Abdurrahim
GÖRÜR
Halk Sağlığı Uzmanı
Özet
Düşük enerjili laser veya süperlüminöz ışın tedavisi, genel olarak hücrenin enerji
üretimini arttırma, membran potansiyelini düzenleme ve dokuda lokal dolaşımın
artışını sağlıyarak organizmanın otokontrol ve savunma sistemlerini uyarmaktadır.
Çok güçlü bir otokontrol, negatif feedback ve savunma sistemiyle donatılmış olan
oranizma, bu basit uyarıyla harekete geçmekte ve klasik tıbda çok ciddi görülen
ve birçoğunda hastalığın gidişine ciddi bir müdahale dahi yapılamıyan konularda
mükemmel sonuçlar vermektedir.Bu rahatsızlıkları şöyle sıralıyabiliriz:
Bel - Boyun Fıtığı
Periferik sinir kopma ve zedelenmeleri
Medülla Spinalis kontüzyonu
Kas spazmları (tortikolis, lumbal sprain, trismus dahil)
Akut travmatik ağrılar (ezilme-burkulma, kopma fraktürleri, kas rüptürleri, bağ
zedelenmeleri v.b.)
Dejeneratif artrit
Osteoartrit ve Artrozlar
Ankilozan spondilit
Humeroskapular periartrit ve adeziv kapsülitler
Aseptik nekrozlar ( Perthe's, Osgood Schlatter )
Kırıklar (pseudoartroz ve malunion dahil)
Karpal Tunnel ve diğer tuzak nöropatileri
Tetik parmak ve tenovajinitler
Kronik ülserler (Diyabetik gangren ve lipodistrofi, yatak yaraları, radyonekrozlar,sitostatik
veya sitotoksik ilaç extravazasyonuna bağlı yaralar, variköz ülserler, Burger
v.b. dahil)
Yaygın halk sağlığı problemi olan pekçok hastalığın tedavisinde düşük enerjili
laser veya süperlüminöz ışık tedavisinin avantajlarını şöyle sıralıyabiliriz:
1. Yukarıda sayılan pekçok hastalığın radikal tedavisi ve özellikle omurilik
ve periferik sinir yaralanmalarında erken müdahalede sekelsiz iyileşme.
2. İlaç kullanımının çok azaltılması, kronik ilaç kullanımının olmaması ve hiçbir
yanetki ve riskinin olmaması.
3. Uzman eleman mesaisi, Hastane yatak ve ameliyat masası işgalinin azaltılması.
4. Erken ambulasyon ve nüx olasılığının azlığı nedeniyle hastanın işgücü kaybının
minimale indirilmesi.
5. Tedavi maliyetinin ucuzluğu yanında yerli ve ucuz cihaz teminetme kolaylığı
nedeniyle döviz kaybının olmaması.
Yukarıda bahsedilen avantajlar gözönüne alındığında, Bir doktorun birkaç aylık;
özellikle hastalığın teşhisi ve tadavi alanlarının saptanması için gerekli eğitimi
sonunda her Sağlık Ocağına kurulacak bir tedavi ünitesiyle geniş halk kitlelerine
bu etkili, basit ve radikal tedavi olanağı çok rahatlıkla sunulabilecektir.
Giriş ve Amaç
İnsan organizması, hayal sınırlarımızı zorlıyacak ölçüde gelişkin bir otokontrol
ve savunma sistemine sahiptir. Burada birinci derecede rol oynıyan da sinir,
endokrin ve bağışıklık sistemleridir. Herhangi bir pozisyonda bir yerimize birşey
battığında, anında görmesek bile o bölgeyi hemen bilir ve ona göre tepki veririz.
Hemen akabinde de zararlanmanın tür ve şiddetine göre savunma sistemimiz harekete
geçer. birkaç aylıkken yapılan bir aşı sonucu vücudumuza tanıtılan organizmayla
yıllar sonra bile karşılaşsak, kandaki ve/veya dokudaki elemanlar tarafından
anında tanınıp etkisiz hale getirilmektedir. Düşündüğümüzde, bu basit olayın
korkunç boyutta bir bilgi saklama ve nakil sistemini gerektireceği görülecektir.
Bir trafik kazasında pekçok doku veya organımız zararlanabilmektedir. Bu durumda
doktor olarak bizim yapabildiğimiz, yara yerinin temizliği, yara dudaklarının
biraraya getirilmesi ve kırığın tesbiti gibi yüzeyel destekdışında birşey değildir.
Oysa organizmanın yaptığı, kanama kontrolü, yeni kan damarlarının oluşumu, bütün
dokularda orjinaline yakın tamirat ve traşlama gibi oldukça komplike bir işlem
silsilesidir.
Vücudumuzda onlarca kontrol sistemi vardır. Bunlar ya organların belirli bir
bölümünü, ya da tüm vücutta organlar arasındaki ilişkileri düzenlerler. Öreğin
solunum sistemi kan karbondioksit düzeyini, karaciğer ve pankreas, kan glikoz
düzeyini, böbrekler, su-elektrolit dengesini kontrol eder. genelde bütün sistemler
arasındaki koordinasyonu ise nöroendokrin sistem sağlar.
Vücudumuzda yaklaşık 75 trilyon farklı fonksiyonel yapıda hücre vardır. Çeşitli
hücre grupları doku ve organları oluşturur. Herbir fonksiyonel yapı, extraselüler
sıvı içindede homeostatik koşulların sürdürülmesi için kendine düşeni yapar.
Organizmanın en küçük yapıtaşı hücredir. Bütün hücreler birtek hücreden çoğalmasına
ve aynı genetik şifreye sahibolmasına rağmen, organizmadaki yer ve fonksiyonuna
göre, birbirine hiç benzerliği olmıyacak ölçüde farklılaşmışlardır. Bir nöronla
makrofaj veya bir kas hücresi arasında nekadar benzerlik vardır ?
Öte yandan hücre, içinde bir miktar elektrolit, kimyasal madde ve su bulunan
bir torba değildir. Aksine birkaç mikronluk boyutuna rağmen o da gelişkin bir
oranizma gibi yaşamakta ve bunun için gerekli fonksiyonları yerine getirmektedir.
Çok basit bir örnek vermek gerekirse, lizozomlardan bahsedebiliriz. Golgi aygıtında
yapılarak stoplazmaya dağılan lizozomlar, hücredeki istenmiyen bakteri, virüs
veya başka yabancı maddeleri sindirip uzaklaştırırlar. Hücreden hücreye değişen
lizozomlar 250-750nm çapında ve içinde 5-8nm çapında granüller bulunduran yapılardır.
Bu granüller hidrolitik enzimlerden oluşur ve görevleri protein, nükleik asit,
mukopolisakkarit, lipid ve glikojeni parçalamaktır. Lizozomlarda 40tan fazla
asit hidrolaz bulunmuştur. Lizozomlar, hücredeki en basit yapılardan biridir.
Bunun yanında hücre zarı, mitokondri, golgi aygıtı, endoplazmik retikulum gibi
başka pekçok ve henüz fonksiyonlarının pek azı çozümlenmiş yapı ve organel vardır.
Enflamasyon, lokal zedelenmeye canlı dokunun reaksiyonudur. Enflamatuar reaksiyon,
onarım süreciyle içiçe geçmiştir. Enflamasyon, etkenin tahribi, yoğunluğunun
azaltılması ve dokudan atılmasını sağlar. Bu ise birtakım olaylar sürecinin başlamasına
yolaçar. Onarım, enflamasyonun erken döneminde başlar ve etkenin nötralizasyonundan
sonra da remodeling denen yeniden şekillenmeyle devam eder.
Enflamasyon, akut ve kronik olarak ikiye ayrılabilir. Akut enflamasyon, birkaç
dakika ile birkaç günlük bir süreyi kapsar ve ana karakteristiği, sıvı ve plazma
proteinlerinin eksüdasyonu ve başta nötrofiller olmak üzere lökosit emigrasyonudur.
Kronik enflamasyon, daha az uniform ve uzun sürelidir. Histolojik olarak lenfosit
ve makrofajın varlığı, kan damarları ve konnektif doku proliferasyonu ile birliktedir.
Ancak birçok faktör bu süreci ve histolojik görünümü etkiler.
Enflamatuar reaksiyon arenası, plazma, dolaşımdaki hücreler, kan damarları ve
konnektif dokunun hücresel ve hücre dışı bileşenleri dahil, vasküler konnektif
dokudur. Enflamatuar reasksıyon, organizmanın yaşamını sürdürmesi için son derecede
önemlidir. Ancak Enflamasyonun da son derece sıkı şekilde denetim ve kontrolü
gereklidir ve bunun için de vücutta pek çok negatif feedback mekanizması mevcuttur.
Enflamatuar kaskadın herhangibir yerinde bir aksama olduğunda ona uygun hastalıklar
karşımıza çıkmaktadır. Örneğin fagositozda yabancı madde veya organizmanın sindirimindeki
en önemli olaylardan biri son yıllarda önemi daha iyi kavranmaya başlıyan serbest
radikallerdir. Lizozomlardaki hıdrolitik enzimler önemli bir serbest radikal
olan singlet oksijen (.O2) oluşumunu sağlarken, işini bitiren .O2 normal dokuya
da zarar vereceği için hemen Süperoksitdismutaz (SOD) ile zararsız hale getirilir.
Laser ve Süperlüminöz (nonkoherent) Diyot Işınlarının Etki Mekanizması
Tıbbi alanda kullanılan laserler 2mW ile 100 Watt arasında değişen güçlere sahiptir.
Güçlü laserler cerrahide, güçsüz laserler ise tıbbi tedavi alanında kullanılmaktadırlar.
Kliniğimizde de 2-230 mW gücündeki güçsüz laser ve süperlüminöz diyotlar kullanılmaktadır.
Bunlar Dünya Sağlık Teşkilatının non-risk dediği gruptan laserlerdir ve 20 yılı
aşkın kullanımına rağmen bugüne kadar hiçbir yan etkiye rastlanmamıştır.
Laserlerin şimdiye kadar 20'yi aşkın olumlu etkisi saptanmıştır. Bunlardan bazilarını
şöyle sıralıyabiliriz:
1. Işınlanan bölgede kan dolaşımının ve yeni damar oluşumunun artırılması,
2.ATP sentezinde artış,
3.Yeni hücre yapımının artırılması (rejenerasyon) ve dolayısıyla çeşitli nedene
bağlı yaraların iyileşmesinde hızlanma,
4. Güçlü ağrı kesici ve antienflamatuar etki,
5. Kas spazmını çözücü etki,
6. Vücut savunmasında önemli yeri olan kandaki beyaz kürelerin ve dokudaki benzer
fagositik hücrelerin mikrop yeme (fagositoz) yeteneğinde artma (muhtemelen serbest
radikal ve SOD üretimini arttırarak).
7. Yine savunmada önemli olan immünglobulinlerin sentezinde artma,
8. Lenfatik dolaşımı artırıcı, ödem çözucü etki,
9. Kemik iliğini uyararak kan yapımının artırılması,
10.Kırık iyileşmesinin hızlandırılması,
11.Hasarlanmış sinirlerde rejenerasyonun ve iletimin artırılması,
12.Virüs öldurücü etki,
13.Akupunktur uygulamasında iğneye benzer etki .
14.Kan kortizol seviyesinde artma, BOS (beyin omurilik sıvısı) ta endorfin ve
benzeri opiatların miktarında artış.
15.İdrarda Serotonin yıkım ürünü olan 5HIAA ekskresyonunda artış.
17.Trombositler üzerinde antiagregan etki vb.
Görüldüğü gibi laserler asağı yukarı hücrenin, dolayısıyla da doku veya organların
butün fonksiyonları üzerinde genelde düzenleyici bir etkiye sahiptirler. Bu nedenle
de birçok hastalığın tedavisinde başarıyla kullanılabilirler.
Gereçler ve Yöntem
Uygulamada kullanılacak Cihazlar Yerli yapım GÖRÜR SLD 96 adlı 1 adet küme problu
-10x7=70mW 625nm kırmızı + 8x20=160mW 904nm infrared spektrumda toplam 230mW
gücünde ışınım yapan 8x11cm ebadında dikdörtgen şeklinde- ve 2 adet -4x10=40mW
kırmızı + 3x20=60mW infrared spektrumda 5cm çapında- yuvarlak probu olan cihazlardır.
Cihazlar 41x31x11cm. ebadında bond çantaya girebilecek boyutta ve 4Kg. ağırlığındadır.
Cihaz kompüterize olup seans adet ve süresi istenen şekilde ayarlanabilmektedir
Uygulama yöntemi, drekt cild üzerine rahatsızlık olan bölgeye probun konulması
şeklindedir. Lokal alan tedavisi yapıldığı için ve prob dizayn ve gücünden dolayı
3-5mm'lik oynamalar tedavinin sonucunu etkilememektedir.
Bulgular ve Tartışma
Kliniğimizde çalışma alanı olarak NÖROLOJI, ROMATOLOJI VE ALLERJI alanınında
laser uygulaması yapılmaktadır. Bu alandaki hastalıkların birçoğunun tedavisinde
BATI TIBBI son derece yetersiz kalmaktadır. Oysa laser veya akupunktur bu konuda
çığır açacak etkinliğe sahiptir. Toplumda oldukça yaygın olan nörolojik ve romatolojik
rahatsızlıkların pekçoğunda laserle radikal sonuçlar alınabilmektedir. Bu rahatsızlıkları
şöyle sıralıyabiliriz:
Bel - Boyun Fıtığı
Periferik sinir kopma ve zedelenmeleri
Medülla Spinalis kontüzyonu
Kas spazmları (tortikolis, lumbal sprain, trismus dahil)
Akut travmatik ağrılar (ezilme-burkulma, kopma fraktürleri, kas rüptürleri, bağ
zedelenmeleri v.b.)
Dejeneratif artrit
Osteoartrit ve Artrozlar
Ankilozan spondilit
Humeroskapular periartrit ve adeziv kapsülitler
Aseptik nekrozlar ( Perthe's, Osgood Schlatter )
Kırıklar (pseudoartroz ve malunion dahil)
Karpal Tunnel ve diğer tuzak nöropatileri
Tetik parmak ve tenovajinitler
Kronik ülserler (Diyabetik lipodistrofi, yatak yaraları, radyonekrozlar, sitostatik
veya sitotoksik ilaç extravazasyonuna bağlı yaralar, variköz ülserler, Burger
v.b. dahil)
Allerjik rinit, egzema ve özellikle pediatrik asthma
Yukarıda bahsedilen rahatsızlıkların pekçoğu, değişik dönemlerde neredeyse hepimizin
en az bir defa başımıza gelen rahatsızlıklardır. Bunların çoğunda klasik yöntemlerle
ciddi bir müdahale yapılamamakta veya cerrahi yöntemlere başvurmak gerekirken,
laserle çok daha kısa sürede ve radikal sonuçlar almak mümkündür.
Laser tedavisi sırasında genelde hiçbir ilaç kullanılmamakta, ancak ağrılı durumlarda
ilk 3-5 gün ve enfeksiyon varlığında da daha düşük dozda ve basit antibiyotiklerle
tedavi sonlandırılmak- tadır. Böylece hem radikal sonuçlar alınmakta, ilaçların
yan etkilerinden uzak kalınmakta ve Ülke ekonomisine de büyük katkı sağlanmaktadır.
Laser uygulaması son derecede basit olup yukarıda bahsedilen hastalıklarda lokal
alan tedavisi yapıldığı için, hiç eğitimi olmıyan kişiler dahi prob konacak bölge
işaretlendikten sonra evde kendi tedavisini yapabilmektedir. Nitekim 1 yılı aşkın
süredir yaptığımız portabl cihazlarla özellikle Adana dışından gelen yüzlerce
Bel ve Boyun Fıtığı hastasının tedavisi evlerinde başarıyla yapılmıştır.
Sonuç ve Öneriler
Yaygın halk sağlığı problemi olan pekçok hastalığın tedavisinde düşük enerjili
laser veya süperlüminöz ışık tedavisinin avantajlarını şöyle sıralıyabiliriz:
1. Yukarıda sayılan pekçok hastalığın radikal tedavisi ve özellikle omurilik
ve periferik sinir yaralanmalarında erken müdahalede sekelsiz iyileşme.
2. İlaç kullanımının çok azaltılması, kronik ilaç kullanımının olmaması ve hiçbir
yanetkinin olmaması.
3. Erken ambulasyon ve nüx olasılığının azlığı nedeniyle hastanın işgücü kaybının
minimale indirilmesi.
4. Uzman eleman mesaisi, Hastane yatak ve ameliyat masası işgalinin azaltılması.
5. Tedavi maliyetinin ucuzluğu yanında yerli ve ucuz cihaz kolaylığı nedeniyle
döviz kaybının olmaması.
Yukarıda bahsedilen avantajlar gözönüne alındığında, Bir doktorun birkaç aylık;
özellikle hastalığın teşhisi ve tadavi alanlarının saptanması için gerekli eğitim
sonunda her Sağlık Ocağına kurulacak bir tedavi ünitesiyle geniş halk kitlelerine
bu etkili, basit ve radikal tedavi olanağı çok rahatlıkla sunulabilecektir.
|
| Düşük Enerjili
Laserler Nörolojik Hastalıkların Tedavisinde Yeni Bir Alternatif
Olabilir Mi? |
DR.A.GÖRÜR.
Özet
Laserlerin biyolojik yapılar üzerinde gittikçe daha iyi
anlaşılmaya başlanan etkileri,araştırmacıları değişik alanlarda
çeşitli çalışmalara yöneltmektedir.
Laserin biyostimulatif etkisi birçok otör tarafından
enzimatik, immunolojik,elektron mikroskobisi ve çeşitli kontrollü
çalışmalarla kanıtlanmıştır.Bunun yanında nörolojik hastalıkların
tedavisinde önemli yeri olan antienflamatuar, antiödematoz,
analjezik ve spazmolitik etkiler laserle çok kolay elde
edilebilmektedir [1,3-12,16-19,21,23,25,27-29,32,33,38-43,54].
Laserin posttraumatik dejenerasyonu önlediği,akson
rejenerasyonunu arttırdığı,sinirlerdeki aksiyon potansiyeli ve
nöronal eksitabilite uzerinde etkili olduğu da saptanmıştır
[1,9,11,14,20,22,31,34,44-53].
Öte yandan son yıllarda akupunktur konusunda yapılan
kontrollu ve değişik alanları kapsayan ayrıntılı araştırmalar,
çeşitli hastalıkların tedavisinde akupunkturun önemli bir yeri
olduğunu BATI dünyasına da kabul ettirmiştir [1,7-9,11,13,16,21,
24-26,30,41-42].
Bugün klasik sayılan birçok kitapta[37,55-56], akupunkturdan
bir alternatif tedavi yontemi olarak bahsedilmekte,Dünya Sağlık
Teşkilatı akupunkturla tedavi edilebilecek hastalıklar listesi
yayınlamakta ve Türkiye'de birçok tıp fakültesinde akupunkturla
ilgili seksiyonlar kurulmaktadır.
Laserlerin akupunktur iğneleriyle benzer etkiler yaptığının
saptanması,özellikle pediatrik vak'alarda akupunktur uygulamasını
çok kolaylaştırmıştır.
Özellikle Sovyet ve Çin kaynaklarında ciddi nörolojik
hastalıkların gerek iğne, gerekse laserakupunkturuyla tedavi
edilebildiğine dair artan sayıda yayın birikmektedir. Yaptığımız
klinik uygulamalarımız da aynı paraleldedir.
Anahtar kelimeler: düşük enerjili laser, nörolojik hastalıklar,
akupunktur, laser akupunkturu
2
Düşük enerjili (low level) laserlerin biyostimulatif
etkileri birçok otör tarafından enzimatik, immünolojik, elektron
mikroskobisi ve kontrollü çeşitli çalışmalarla kanıtlanmıştır.
Bunun yanında nörolojik hastalıkların tedavisinde de önemli bir
yeri olan analjejik, antienflamatuar,antiödematoz ve spazmolitik
etkiler, düşük enerjili laserlerle çok kolay bir şekilde elde
edilebilmektedir.
Laserlerin kronik yara iyileşmesi konusundaki etkinliği
başta Dr.Mester olmak üzere birçok araştırıcı tarafından
ayrıntılı çalışmalarla gösterilmiştir. Enzimatik çalışmalar,
laserin suksinik asit dehidrogenaz, laktik asit dehidrogenaz ve
non-spesifik esteraz aktivitesinde belirgin artışa neden
olduğunu, radyoaktif maddeler kullanılarak elktron mikroskobisi
ile yapılan çalışmalarda kollajen sentezini arttırdığı, ear-
chamber tekniğiyle, rejenere dokulardaki kan dolaşımını ve
revaskülarizasyonu önemli derecede arttırdığı gösterilmiştir.
Yine Mester'in yaptığı immünolojik çalışmalarda, laserin
immünosüpressif etkileri gösterilmiş ve arzu edilmeyen immün
reaksiyonları (oto-aggressif process) önliyerek de yara
iyileşmesinde stimülatif etkiye yardımcı olduğu ileri
sürülmüştür. Son yıllarda yapılan bir başka çalışmada lokal
laser ışınlamasının gecikmiş hipersensitivite reaksiyonlarında
sistemik inhibituar etkiye sahibolduğu gosterilmiştir( 10).
Daha başka araştırmacılar [23,27-29,38,40],laser ışınının
insan fibroblast kültürlerinde DNA sentezini arttırdığını
göstermişlerdir. Bu çalışmada ışınlanan fibroblast kültürlerinin,
kontrollere göre % 40 daha fazla oksijen tükettiğini de tesbit
etmişlerdir.
Laserin bir diğer etkisi de prostaglandinlerle (PG)
ilgilidir. Diamontopoulos'un makalesinde laser ışınlamasından
sonra PG E ve F tiplerinde değişikliler gözlendiği
belirtilmektedir. Buna göre; ilk dört gün içinde kontrollerle
karşılaştırıldığında PG lerin her iki tipinde de önemli artışlar
olmaktadır. 8. gün sonunda PG E2 muhtevası kontrol grubunda
gözlenen değerlerin altına düşmektedir. Bunun yanında PG F2
yükselmeye devam etmektedir. Bu gözlem, yara iyileşmesindeki
uyarıcı laser etkisinin PG oluşumuyla ilgili olduğunu
göstermektedir. PG düzeyindeki bu değişiklikler, muhtemelen yara
iyileşmesindeki inflamatuar faza tekabül etmektedir. Çeşitli
inflamatuar hadiselerde inflamatuar faz tamamlandıktan sonra PG
E2 düzeyindeki düşme bilinmektedir. Laserin antienflamatuar
etkisi de muhtemelen bu yolla olmaktadır.
Nörolojik hastalıklar ve/veya onların çeşitli komponentleri
konusunda da her geçen gün artan sayıda çalışmalar
yayınlanmaktadır. Bu makalenin amacı, bu alanda yapılan
çalışmaların bir kısmını sergiliyerek nörologların ilgisini
çekmek ve ülkemizde de bu konuda ciddi çalışmaların yapılmasını
motive etmektir.
3
Bu konudaki bazı çalışmaları şöyle sıralıyabiliriz:
Schwartz ve ark.,laserin adult tavşan optik sinirindeki
posttravmatik dejenerasyonu önlediğini;
Rakhishev ve Tsoi [10], albino farelerinin siyatik
sinirlerinde yaptıkları deneyde, histolojik çalışmalar ve bir
elektronik stimülatör kullanmışlar, aksonlardaki dejeneratif ve
rejeneratif proçesin seyrinde kontrol hayvanlarına göre önemli
farklılık bulmuşlardır. Nörotomiden 45 gün sonra her iki grupta
da dejenerasyon ve rejenerasyon proçesleri tamamlanmış fakat scar
zonunun nörotizasyon derecesi ve periferik segmentlere doğru
uzayan sinir liflerinin sayısı, deney hayvanlarında çok daha
fazla bulunmuştur. Yine rakhishev ve arkadaşlarının 1971de
yaptıkları bir başka çalışmada, Helyum-Neon (He-Ne) laserinin
sinir dokusunun elektrfizyolojik durumunu etkilediği,
elektrobiolüminessens şiddetini ölçerek gösterilmiştır.
Ratsbaum ve Boiko (1973), izole sinirlerdeki akomodasyon
konusunda He-Ne laserinin etkisini incelemiş ve ışının sinirlerde
patobiotik değişiklik yapmadığını göstermişlerdir.
Rochkind ve ark. ve Razon ve arkadaşlarının 1985 yılında
İsrail'de yapılan 6. Uluslararası Laser Kongresine sundukları ve
çeşitli dergilerde de yayınlanan çalışmalarında, laserin
periferik sinirlerdeki rejeneratif proçesi süratlendirdikleri
belirtilmiştir.
Walker ve Akhanjee'nin Brain Research'de yayınlanan ve
National Spinal Cord Injury Association ve American Paralisis
Association tarafından desteklenen çalışmalarında, periferik
sinirlerdeki fotosensitivitenin etkisi araştırılmış ve laserle
oluşturulan evoked potansiyeli ölçümlerindeki anlamlı sonuçlardan
dolayı: 1. fotonların sinir hücresi membranlarındaki optik olarak
aktif moleküller olan kromoforları etkiliyebilecekleri veya
alternatif olarak (2) sinir sisteminin farklı alanlarında bulunan
ve yeni yeni bilinen rodopsinkinaz veya rodopsinkinaza benzer
proteinle ışının etkileşebileceğini ileri sürmüşler ve mevcut
sonuçların nervöz sistemin şimdiye kadar tahmin edilmiyen ölçüde
fotosensitif olduğunun gösterildiği belirtilmıştir [59,62].
Yine Walker tarafından yapılan bir çalışmada [63], kısa
süreli laser ışınlamasıyla insanlarda klonusun geçici olarak
süpresse edilebildiği gösterilmiştir.
Fork'un yaptiğı bir çalışmada [20],Aplysia californica'nın
isole abdominal ganglion hücrelerinde laser ışığının inhibitör
post sinaptik potansiyel oluşumunda çok etkili olduğu
gösterilmiştir.
Shen-Zeng ve arkadaşları [67], düşük enerjili laserlerin
fare beyninde frontal korteks veya kaudal nükleusa verildiğinde
beynin biyokimyasi ve elektrofizyolojisinde çeşitli
değişikliklere neden olduğunu göstermişlerdir.
Bir çift-kör çalışmada Walker [57,58,60,61], trigeminal
nevralji, post-herpetik nevralji, osteoartritis, sciatica ve
diabetik nöropatideki kronik ağrıların laserle iyileştirilebil-
diğini göstermiştir. Bu çalışmada 24 saatlik idrar 5-hidroksi-
indolasetik asit ekskresyonunda da artma saptanmıştır.
4
Laserin daha birçok yayınla da desteklenebilecek bütün bu
etkilerinin dışında, akupunktur iğnelerinin etkisine benzer bir
etkisinin olduğu da kanıtlanmıştır [ [1,7-9,11,13,16,21, 24-26,
30,41-42].
Akupunktur, Batı Tıbbı tarafından yıllarca dışlanmış olmakla
beraber, özellikle Nixon'ın Çin Halk Cumhuriyetini ziyaret ettiği
1970 lerin başından itibaren Batı'da da gittikçe artan ölçülerde
dikkat çekmeye başlamıştır. Bu süreç, konuya Batı Tıbbı
felsefesiyle yaklaşılmaya başlanmasına ve akabinde Çinlilerin
akupunktur konusundaki mistik açıklamalarının yerini, bilimsel
teori ve kavramların almaya başlamasına yolaçmıştır. Artık bugün
uzakdoğuda olduğu kadar Batı'da da birçok ciddi bilimsel kitap
ve dergi yayınlanmaktadır.
Özellikle 80'lerden sonra, klasik sayılan çeşitli kitaplarda
[37,55,56], migren başta olmak üzere kronik ağrılar ve
nevraljilerde artık akupunkturdan da bir alternatif tedavi
yöntemi olarak bahsedilmektedir. Türkiye'de de çeşitli Tıp
Fakültelerinde akupunkturun bir tedavi yöntemi olarak
kullanıldığı ağrı klinikleri ve ayrıca akupunktur seksiyonları
açılmaya başlanmıştır.
Laserin akupunktur iğneleriyle benzer etkiler yaptığının
saptanması, özellikle pediatrik vak'alarda akupunktur
uygulamasını çok kolaylaştırmıştır. Akupunktur konusunda Batı'da
oldukça etkili olan Avusturya ekolünün kurucusu olan Dr. Johannes
Bichko'nun akupunkturda yaygın olarak kullanılan He-Ne laserinin
çok yüzeyel (0.3- 0.7 mm.) penetrasyona sahibolması nedeniyle
paralizi ve anestezi alanında kullanılamıyacağını belirtmesine
rağmen, çeşitli Çin ve Sovyet kaynaklarında laserin bu alanlarda
da başarıyla uygulanabileceğine dair birçok çalışmalar yayınlan-
aktadır. Bizim klinik uygulamamız da aynı paraleldedir.
Akupunkturun ağrı kontrolünde savunulan "Gate Control"
teorisine benzer bir teori, akupunkturun özellikle paraliziler-
deki etkisini açıklamak üzere bir Japon bilim adamı tarafından
MOTOR KAPI TEORISI olarak savunulmaktadır.
Sonuç olarak iyi bir gözlem ve irdeleme ve kapsamlı klinik-
laboratuvar çalışmalar, gerek laser; gerekse laserakupunkturunu
kısa bir gelecekte sağlam bir baza oturtulabilecektir. Mevcut
yayınlar ve bizim klinik uygulamalarımız, laser ve akupunkturun,
nörolojik hastalıkların tedavisinde etkili bir alternatif
olabilecegini göstermektedir.
5
Kaynaklar
1. Ohshiro,T. et.al.: Low lewel laser therapy: a practical
introduction, john wiley & sons,chichester,gr.Britain,1988.
2. Goldman,L.,et.al.:Lasers in medicine.Gordon& breach,new
york,1972.
3. Mester,E.,et.al.:Laser stimulation of wound healing I"enzyme
histochemical studies" Acta Chir. Acad.
Scien.Hungaricea,tomus 15, pp.203-208,1974
4. Mester,E. Et. Al.:Laser stimulation of wound healing II
"immunolojik tests" , Acta Chir.Akad.Scien. Hung.,Tomus
17(1) pp.49-55,1976.
5. Mester, E.et.al.: Stimulation of wound healing by means of
laser rays, part III, "investigation of the effect on immun
competent cells", Acta Chir. Scien.Hung.,Tomus 19(2),pp.163-
170,1978.
6. Mester, E. et. al.: Effect of laser rays on wound healing,
American J. Surg. Vol.122, Oct.1971.
7. Barlıklı, M.Ü.: Akupunkturun temel ilkeleri,izmir,1985.
8. Tekeoğlu, İ.:Temel akupunktur,İstanbul,1988.
9. Gamaleya,NF.:Laser Biomedical Research in USSR, New York,
Plenum Press,1977.
10.Inoue, K. Et.Al.: Suppressed tuberculin reaction in guinea
pigs following laser irradiation.Lasers in Surgery and
Medicine, 9:271-275,1988.
11.Anischenko GY, Kochetkov VD.: Laser Beam Stimulation in
Complex Treatment of Postinsult Spastic Hemipareses.
Moscow USSR.
12.Atsumi K, Fujimasa I, Abe Y, Motomura K, Yonezawa T, Koyama H,
Ihara A, Ohshiro T, Saeki N, Senbokuya I: Biostimulation
Effect of Low Power Energy of Diode Laser for Pain Relief.
Lasers Surg Med 1987;7:77.
13.Bischko JJ: Use of the Laser Beam in Acupuncture. Acupunc
Elect Ther Res Int J 1980; 5:29-40.
14.Synder-Mackler L, Bork CE: Effect of Helium-Neon laser
irradiation on peripheral sensory nerve latency. Phys Ther
1988; 68:223.
15.Calderhead GR, Ohshiro T, Itoh E, Okada T, Kato Y:The Nd YAG
and GaAlAs lasers: A comparative analysis in pain therapy.
Laser Acupunct 1982;21:1.
16.Choi JJ, Wu W, Srikanta K: A Comparision of Electro-
Acupuncture, Transcutaneous Electrical Nerve Stimulation and
Laser Photo-biostimulation on Pain Relief and Glukokortikoid
Excretion: A case report. Acupun Elect Ther Res Int J 1986 ;
11:45-51.
17.Emmanouilidis O, Diamantopulos C: C.W. IR Low Power laser
application significantly accelerates chronic pain relief
rehabilitation of profesional athlets. A doubl blind study
Lasers Surg Med (abstr)1986;6:173.
6
18.Fava G, Galperti G, Martino G,Milani M, Stefanini S, Zonca G:
Preliminary Results on the Role of Coherent Light in
Rehabilitation. Laser Surg Med 1987;7:79.
19.Flöter T: Laser in the management of chronic pain.
Scandinavian J Acupuncture & Electrotherapy 1987; 2:18-21.
20.Fork RL: Laser Stimulation of Nerve Cells in Aplysia. Science
;171:907-908.
21.Görür A,Tatlıcıoğlu S,Tatlıcıoğlu C: Düşük Enerjili Laserlerle
Herni Diskal Tedavisinin Klinik ve Tomografik
Değerlendirilmesi. 1988 Türk Mısır Ağrı Kongresi.Istanbul;
22.Kao Ming-Chien, Lin F, Chiu H:Laser effect on Somatosensory
Evoked Potential of The Peripheral Nerve.(Abst) Lsaers Surg
Med 1989; 9:30-31.
23.Karu TI:Photobiological Fundamentals of Low-Power Laser
Therapy.IEEE J Quantum Electronics 1987;V.QE-23,No 10:1703-
1717.
24.Kleinkort J, Foley R:Laser acupuncture : Its use in physical
therapy. American J Acupuncture 1984; 12:51-56.
25.Krezci T, Klinger D: A Comparision of Laser Acupuncture
Versus Placebo in Radicular and Pseudoradicular Pain
Syndromes as Recorded by Subjective Responses of Patients.
Acupunc Elect Ther Res Int J 1986; 11:207-216.
26.Kroetlinger M: On use of the laser in acupuncture. Acupunc
Electrother Res 1980;5:297-311.
27.Kubasova T, Kovacs L, Somosy Z, Unk P, Kokai A: Biolojical
effect of He-Ne laser:Investigations on functional and
micromorphological alterations of cell membranes, in vitro.
Lasers Surg Med 1984;4:381-88.
28.Lam TS: Biological effects of laser stimulation on collagen
production by low energy lasers in human skin fibroblasts.
Lasers Surg Med 1983:3:285.
29.Lam TS, Abergel RP, Meeker CA, Castel JC, Dwyer RM, Uitto J:
Laser stimulation of collagen synthesis in human skin
fibroblast cultures. Lasers Life Sci 1986; 1:61-77.
30.Lundeberg T, Hode L, Zhou J: A comparative study of the pain
relieving effect of laser treatment and acupuncture. Acta
Phys Scand 1987; 131:161-162
31.Lundeberg T, Hode L, Zhou J: Effect of Low Power Laser
Irradiation on Nociceptive Cells in Hirudo Medicinalis.
Acupunc&Electro-Therap Res Int J 1988;13:99-104.
32.Moore KC,Kumar PS, Jayakumar CS, Hira N. Ohshiro T: The
Gallium Aluminium Arsenide Diode Laser in The Treatment of
Acut and Chronic Pain Syndromes: A Preliminary
Report.Lasers Surg Med 1989; 9:30(Abst).
33.Moore KC, Hira N, Kumar PS, Jayakumar CS, Ohshiro T: Gallium
Aluminium Arsenide Diode Laser in The Treatment of Post
Herpetic Neuralgia: A Double Blind Crossover
Trial.(Abst).Lasers Surg Med 1989; 9:30.
34.Nissan M, Rochkind S, Razon N, Bartal A:HeNe Laser
Irradiation Delivered Transcutaneously: Its Effect on the
Sciatic Nerve of Rats. Lasers Surg Med 1986:6:435-438.
7
35.Ohshiro T, Maruyama Y, Kiyoizumi T, Kubota J: Clinical
Applications of The Low Powered Diode Laser. Lasers Surg Med
1987; 7:78.
36.Ohshiro T: A New Diode Laser System in Photobioactivative
Therapy: A Preliminary report (Abst).Lasers Surg Med
1988;8:175.
37.Wall PD, Melzack R: Textbook of Pain. Churchill Livingstone,
New York 1984.
38.Ohta A, Abergel P, Uitto J: Laser Modulation of Human Immun
System: Inhibition of Lymphocyte Proliferation by a Gallium-
Arsenide Laser at Low Energy. Lasers Surg Med 1987; 7:199-
201.
39.Parelato G et al.: Superoxide dismutase activity in the skin
of rats irradiated by He-Ne laser. Experienta 1983;39:750-
751.
40.Passarella S,Casamassima E,Molinari S, Pastore D,
Quagliariello E, Catalano IM, Cingolani A: Increase of
Proton Electro-chemical Potential and ATP Synthesis in Rat
Liver Mithochondria Irradiated in vitro by Helium-Neon
Laser.FEBS Lett 1984; 175:95-99.
41.Ponnudurai RN, Zbuzek VK, Wu W: Hypoalgesic Effect of Laser
Photobiostimulation Shown by Rat Tail Flick Test. Acupunc
Elect Therap Res Int J 1987 ;12:93-100.
42.Ponnudurai RN,Zbuzek VK,Niu HL,Wu W:Laser Photobioactivation-
Induced Hypoalgesia in rats is not Naloxone Reversible.
Acupunc&Electro-Therap Res Int J 1988; 13:109-117.
43.Pontinen PJ: Low Power Laser Therapy in Cervicobrachialgias
(Abst). Acupunc&Electro-Therap Res Int J 1987; 12:268-269.
44.Rochkind S, Nissan M, Razon N, Schwartz M, Bartal A:
Electrophysiological Effect of HeNe Laser on Normal and
Injured Sciatic Nerve in Rat.Acta Neurochirurgica(Wien)
1986;83:125-130.
45.Rochkind S,Razon N,Bartal A, Nissan M:HeNe Low Energy laser-Is
It Completely Harmless?.J Biomed Eng 1986:8:77.
46.Rochkind S,Nissan M,Barr-Nea L, Razon N, Schwartz M, Bartal A:
Response of Peripheral Nerve to He-Ne Laser: Experimental
Studies. Lasers Surg Med 1987;7:441-443.
47.Rochkind S, Barr-Nea L, Bartal A, Nissan M, Lubart R, Razon N:
New Methods of Treatment of Severely Injured Sciatic Nerve
and Spinal Cord. Acta Neurochir 1988;43:91-93.
48.Rochkind S,Barrnea L,Razon N, Bartal A, Schwartz M:
Stimulatory Effect of He-Ne Low Dose Laser on Injured
Sciatic Nerves of Rats. Neurosurgery 1987;20:(6):843-847.
49.Rochkind S, Nissan M, Lubart R, Avram J, Bartal A:The In-Vivo
Nerve Response to Direct Low-Energy Laser Irradiation.Acta
Neurochir 1988;94:74-77.
50.Rochkind S, Lubart R, Nissan M, Barr-Nea L: Low-Energy laser
irradiation and the nervous system: Method and Results. SPIE
1988. Laser Surgery:Charecterization and Therapeutics.;
907:100-106.
8
51.Rochkind S:Reply to Dr, Stellar's Letter. Lasers Surg Med
1988; 8:436-437.
52.Rochkind S,Rousso M,Nissan M,Villareal M,Barr-Nea L, Rees DG:
Systemic Effets of Low Power Laser Irradiation on the
Peripheral and Central Nervous System, Cutaneous Wounds, and
Burns.Lasers Surg Med 1989 ;9:174-182.
53.Schwartz M, Doron A, Muni E, Lavie V, Benbasat S, Belkin M,
Rochkind S: Effect of low-Energy HeİNe Laser Irradiation on
Posttraumatic Degeneration of Adult Rabbit Optic Nerve.
Lasers Surg Med 1987;7:51-55.
54.Shiroto C, Ono K, Ohshiro T:Laser stimulation therapy using a
diode laser-1600 patients.Lasers Surg Med (abst)1986;6:172.
55.Ertekin Cumhur: Nörolojide Fizyopatoloji ve Tedavi.Bilgehan
Matbaası,Izmir,1987.
56.Peterson RG, et al: Harrison's Principles of Internal
Medicine.Tenth Ed. McGraw-Hill, Japan, 1984.
57.Walker JB, Akhanjee LK, Cooney MM, Goldstein J, Tamayoshi S,
Sgal-Gidan F: Laser therapy for pain of rheumatoid
arthritis. Clin J Pain 1987;3:54-59.
58.Walker JB,Katz RL:Non-opioid pathways suppress pain in humans.
Pain 1981; 11:347-354.
59.Walker JB: Can photochemical reactions alter neuronal activity
in humans? Soc Neurosci 1984(abst).14:886
60.Walker JB: Relief from Chronic Pain by Low Power Laser
Irradiation. Neuroscience Letters 1983; 43:345-348.
61.Walker JB' Akhanjee LK, Cooney MM: Laser Therapy for Pain of
Trigeminal Neuralgia.
62.Walker JB, Akhanjee K: Laser-Induced Somatosensory Evoked
Potentials: Evidence of Photosensitivity in Peripheral
Nerves. Brain Research 1985;344:281-285.
63.Walker JB: Temporary Suppression of Clonus in Humans by Brief
Photostimulation. Brain Research 1985; 340:109-113.
64.Shen-Zeng et al:Effects of low power laser beamguided by optic
fiber on rat brain striatal monoamines and amino acids.
Neuroscience Lett 1982; 32:203-208.
|
| Düşük
Enerjili (Low Level) Laserlerle Humero-Skapular Periartritlerin
Tedavisi |
Dr
Abdurrahim Görür
Halk Sağlığı Uzmanı
ABSTRACT
13 Patients diagnosed Humero-Scapular Periarthritis is treated by low-level mix
laser device
( 10mW He-Ne + 50mW GaAsAl diode laser). Generally therapy is applied at 20 minutes
per seance. After that
patients get red of their pain and motion limitation partly or exactly. By this
way patients who have partly
problems get red of their problem between 7-20 days too. The problems did not
came into existance during at
least 6 months.
ÖZET
Humero-skapular periartrit tanısı konan 13 hasta düşük enerjili mix laser cihazıyla
( 10mW He-Ne + 50mW
GaAlAs diod laseri) tedaviye alındı. Genelde her gün 20 dakikalık seanslar halinde
10 seanslık tedavi ile hem
ağrı, hem de hareket kısıtlamasında tama yakın veya tam rahatlama elde edildi.
Sadece 2 hastada ilk 10
seanstan sonra günaşırı iki ilave seans yapıldı. Ilk 10 seanslık tedavide bazı
hafif şikayeti olan hastalarda
da, başka hiçbir tedavi uygulanmadan 7-20 gün içinde yakınmalar tamamen kayboldu.
Hastaların hepsi daha önce
çeşitli ilaç veya fizik tedavi yöntemlerinden istifade etmemişlerdi. Asgari 6
aylık takipte nükse rastlanmadı.
Anahtar kelimeler:Düşük enerjili laser, Humero-skapular periartrit.
GiRiP
Laser, Light Amplification by Stimulated Emission of
Radiation kelimelerinin baş harflerinden oluşan bir kelimedir ve
radyasyonun uyarılmış salınımıyla ışığın güçlendirilmesi anlamına
gelmektedir. 1917 de EINSTEIN tarafından teorik temelleri atılan
laser, 1960 ta T.A. MAIMANN tarafından gerçekleştirilmiştir[1].
Bir laboratuvar ürünü olan laser ışığının, tek renklilik
(monochromatism) , uyumluluk (coherence), ışınlarının paralelliği
(collimatisation) ve yoğunluk (intensity) gibi diğer kaynaklardan
elde edilen ışıklara olan üstün özellikleri, onun sanayiden
telekomünikasyona, askeri alanlardan tıbba kadar çok değişik
alanlarda süratle kullanım alanı bulmasına yolaçmıştır [1].
2
Daha kısa süreli sonuçlar vermesi nedeniyle güçlü laserler,
cerrahinin her alanına süratle girmişler ve Türkiye de dahil
birçok ülkenin büyük cerrahi merkezlerinde baş köşeye
oturmuşlardır. Ne yazık ki düşük enerjili (soğuk, soft, mid, low
power, non-risk) laserler; 60'ların sonlarından itibaren çeşitli
alanlarda yapılan ve neredeyse hepsi de olumlu sonuçlanan birçok
araştırma-inceleme raporlarına rağmen gereken ilgiyi görmemiştir.
Mesters [27-41], KOVACS [42], KORYNTNYI, KOVINSKII, SHCHUR,
DURMANOV,BABAYANTS ve ark.[2], LYONS [43], OHSHIRO [50-52], KANA
[44] gibi birçok araştırmacı, yara iyileşmesi ve onun
komponentleri konusunda;
70lerin başlarında RAKHISHEV ve arkadaşları [2], 80 lerde
ROCHKIND ve arkadaşları [3-11], RAZON ve arkadaşları [12] laser
ışığının periferik sinirlerdeki rejeneratif proçesi süratlendir-
dikleri, 80 lerde WALKER ve arkadaşları, periferik sinirlerdeki
fotosensitivite [19] ve kısa süreli fotostimulasyonla insanlarda
geçici olarak klonusun süpresyonu[20] ve SCHWARTZ ve arkadaşları,
adult tavşan optik sinirlerinde laserin posttravmatik dejeneras-
yonu önlediği konusunda [21];
OGNEV ve ark.,MIRZOEV,ARAKELYAN ve ark.,CHEKUROV, BOGDANOVIC
ve ark.[2], TRELLES [24], SHUGAROV ve ark.(1974) ve TEMELLI ve
ark.[26] kırık iyileşmesinde laser ışığının yoğun bir trabeküler
ağ ile birlikte süratli ir osseöz doku oluşumu ve vaskülarizasyon
artışına yolaçtığı konusunda;
GOLDMAN [45,46], ZARKOVIC [47], ATSUMI [48], COLOV [49],
GARTNER [54-55], KLEINKORT [56], BIEGLIO [58], OHSHIRO [52], FAVA
ve ark.[53],KRÖETLINGER, WALKER[13,14,17,18] vb. birçok otör,
çeşitli lökomotor sistem hastalıkları, radikülitis ve artritlerde
laserin olumlu etkileri konusunda [2,50-52]
Trelles ve ark.[22,23,25], Mester ve ark.[32-41], Ohshiro ve
ark.[50-52] ve başka biçok otör laserin immünmodülatör etkileri
konusunda;
KORYNTNYI, ASKAROVA vb. periodontosis konusunda(2);
SHCHUR, VORONINA[2], BISCHKO [13], KRöETLINGER ve daha
birçokları, akupunktur ve reflexotherapi konusunda [56,60-64],
laser etkilerini gösteren çok değerli çalışmalar yapmışlardır.
MATERYAL VE METOD
17-60 yaşları arasında, yaş ortalamaları 41 olan 3 erkek ve
10 bayan omuzkol ağrısıyla başvuran ve radyolojik incelemelerinde
objektif bulguya rastlanılmıyan 13 hasta tedaviye alındı.
Işınlama, İsviçre Biotronical firmasının CANON-10 tipi mix
lazer cihazıyla (10 mW He-Ne + 50 mW GaAlAs diod) 8-10cm
mesafeden yapıldı. Omuz civarındaki 4 trigger nokta ve
palpasyonla hassasiyet tesbit edilen noktalar total 20 dakika
süreyle ışınlandı.
3
Hastalar 5 gün hergün günde bir ve daha sonraki seanslarda
haftada 3 ve 2 gün (pzt,çrş,cm ve pzt,prş) olmak üzere 3 haftalık
süreyle total 10 seans ışınlandılar. Teadvi bitiminden bir ve üç
hafta ve alti ay sonra kontrole çağrıldılar. 1. kontrolde ciddi
yakınması olmayanlarda tedavi sonlandırıldı, 2 hastaya iki ilave
seans yapıldı.
SONUÇLAR
Hastaların tedavisi sırasında hiçbir yan etkiye rastlanmadı.
1. seanstan sonra genelde rahatlama hisseden hastaların
bazılarında 2-6. seanslar arasında ağrılarda hafif artma veya
artma-azalma şeklinde bir dalgalanma gözlendi. Bu dalgalanma 6-8.
seanslardan sonra sistemli şekilde azaldı.
11 hasta 10. seansta, diğer 2 hasta ilave 2 seanstan sonra
gerek ağrı, gerekse hareket kısıtlılığı yönünden rahatlamıştı.
Hastalarda ağrı daha erken geçerken, hareket kısıtlaması 3 hafta
sonra yapılan 2. kontrolde kaybolmuştu.
Tedavi sırasinda ağrıların azalmaya başladığı 4-6.
seanslardan sonra önerilen uygun egzersizler dışında ilave hiçbir
tedavi verilmemiştir.
TARTIPMA
Laser ışınının çeşitli biyolojik sistemler üzerinde oldukça
çok yönlü etkileri vardır. Romatizmal hastalıkların tedavisinde
çok önemli olan antienflamatuar, analjezik ve spazmolitik
etkilere, laserin majör etkileri denilebilir ve bugüne kadar
yapılan birçok çalışmayla bu etkiler kanıtlanmıştır.
Ayrıca birçok hastada gözlenen ve çeşitli otörler tarafından
da belirtilen, ışınlanan bölge dışında oluşan değişikliklere
laserin uzak etkileri denmektedir. Bu tür etkilerin, özellikle
son yıllarda yapılan ayrıntılı çalışmalarla kanıtlanan
immünmodülatör etkilere bağlı olduğu düşünülmektedir.
Öte yandan ekonomik olarak konuya yaklaşıldığında önemli
sonuçlara ulaşılacaktır. Medikal laser cihazları oldukça uzun
ömürlü cihazlardır. Ayrıca son yıllarda geliştirilen diyot
laserleri, maliyet olarak çok ucuz cihazlardır. Kullanılmaları
kolay ve doktorun fazla zamanını almamaktadır. Ilave başka hiçbir
tedaviye ihtiyaç duyulmamaktadır. Hepsinden önemlisi ise medikal
laserlerin bugüne kadar hiçbir yanetkiye rastlanmamış
olunmasıdır.
4
KAYNAKLAR
1. Goldman L, Rockwell RF: LASERS IN MEDICINE, GORDON AND
BREACH,SCI PUBL INC. NEW YORK, 1971.
2. Gamaleya NF: LASER BIOMEDICAL RESEARCH IN THE USSR.SPRINGER,
BERLIN, 1981.
3. Rochkind S, Nissan M, Razon N, Schwartz M, Bartal A:
Electrophysiological Effect of HeNe Laser on Normal and
Injured Sciatic Nerve in Rat.Acta Neurochirurgica(Wien)
1986;83:125-130.
4. Rochkind S,Razon N,Bartal A, Nissan M:HeNe Low Energy laser-Is
It Completely Harmless?.J Biomed Eng 1986:8:77.
5. Rochkind S,Nissan M,Barr-Nea L, Razon N, Schwartz M, Bartal A:
Response of Peripheral Nerve to He-Ne Laser: Experimental
Studies. Lasers Surg Med 1987;7:441-443.
6. Rochkind S, Barr-Nea L, Bartal A, Nissan M, Lubart R, Razon N:
New Methods of Treatment of Severely Injured Sciatic Nerve
and Spinal Cord. Acta Neurochir 1988;43:91-93.
7. Rochkind S,Barrnea L,Razon N,Bartal A, Schwartz M: Stimulatory
Effect of He-Ne Low Dose Laser on Injured Sciatic Nerves of
Rats. Neurosurgery 1987;20:(6):843-847.
8. Rochkind S, Nissan M, Lubart R, Avram J, Bartal A:The In-Vivo
Nerve Response to Direct Low-Energy Laser Irradiation.Acta
Neurochir 1988;94:74-77.
9. Rochkind S, Lubart R, Nissan M, Barr-Nea L: Low-Energy laser
irradiation and the nervous system: Method and Results. SPIE
1988. Laser Surgery:Charecterization and Therapeutics.; 907:
100-106.
10.Rochkind S:Reply to Dr, Stellar's Letter.Lasers Surg Med 1988;
8:436-437.
11.Rochkind S,Rousso M,Nissan M,Villareal M,Barr-Nea L,Rees DG:
Systemic Effets of Low Power Laser Irradiation on the
Peripheral and Central Nervous System, Cutaneous Wounds, and
Burns.Lasers Surg Med 1989 ;9:174-182.
12.Razon N et al: The Short Term Effect of HeNe Laser Irradiation
on Reperative Processes in Peripheral Nerve and Denervated
Tissue in Normal, Crushed and Sectioned Sciatic Nerve in
Rat. In Proc 6th Cong Int Soc Lasers Surg Med,Jerusalem
Israel 1985.
13.Bischko JJ: Use of the Laser Beam in Acupuncture. Acupunc
Elect Ther Res Int J 1980; 5:29-40.
14.Walker JB, Akhanjee LK, Cooney MM, Goldstein J, Tamayoshi S,
Sgal-Gidan F: Laser therapy for pain of rheumatoid
arthritis. Clin J Pain 1987;3:54-59.
15.Walker JB,Katz RL:Non-opioid pathways suppress pain in humans.
Pain 1981; 11:347-354.
16.Walker JB: Can photochemical reactions alter neuronal activity
in humans? Soc Neurosci 1984(abst).14:886
17.Walker JB: Relief from Chronic Pain by Low Power Laser
Irradiation. Neuroscience Letters 1983; 43:345-348.
5
18.Walker JB' Akhanjee LK, Cooney MM: Laser Therapy for Pain of
Trigeminal Neuralgia.
19.Walker JB, Akhanjee K: Laser-Induced Somatosensory Evoked
Potentials: Evidence of Photosensitivity in Peripheral
Nerves. Brain Research 1985;344:281-285.
20.Walker JB: Temporary Suppression of Clonus in Humans by Brief
Photostimulation. Brain Research 1985; 340:109-113.
21.Schwartz M, Doron A, Muni E, Lavie V, Benbasat S, Belkin M,
Rochkind S: Effect of low-Energy HeİNe Laser Irradiation on
Posttraumatic Degeneration of Adult Rabbit Optic Nerve.
Lasers Surg Med 1987;7:51-55.
22.Trelles MA, Mayayo E: Mast cells are Implicated in Low Power
Laser's effect on Tissue. A Preliminary Study. Lasers Surg
Med 1986;6:277.(Abst).
23.Trelles MA et al.: Low power lasertherapy. A review of
experimental and clinical data with special reference to
pain. Scandinavian J Acuppuncture & Electrotherapy 1987;
2:75-.
24.Trelles MA, Mayayo E: Bone Fracture Consolidates Faster With
Low-Power Laser. Lasers Surg Med 1987; 7:36-45.
25.Trelles MA, Mayayo E, Miro L,Rigau J, Baudin G: Are Mast Cells
Implicated in The Interaction of Low-Power Laser and Tissue.
(Abst). Lasers Surg Med 1988; 8:174.
26.Kokino MJ,Alatlı M,# Temelli Y, Tözün R, Berkman M, Altuğ T:
Kırık Tedavisinde Laserin Kallusu Stimule Edici Etkisi#
Medica Mayis 1985; 39-43.
27.Mester A, Mester AF: Mester,s Method of Laser Biostimulation.
Lasers Surg Med 1986;6:170.(Abst).
28.Mester AF, Mester A:When and How to Use Laser Biostimulation.
Lasers Surg Med 1986;6:170
29.Mester AF, Mester A:Clinical Data of Laser Biostimulation in
Wound Healing.Lasers Surg Med 1987;7:78.
30.Mester AF, Mester AR: "Biotherapy 3" and Carbon Ion, He-Ne,
Ruby Lasers. Comparative Study of Their Biostimulative
Effects. Fifth Annual Conf on Lasers Med Surg.Jan 1987.
31.Mester AF, Snow JB: Effects of Low-Intensity Laser Irradiation
on Neuritic Outgrowths of Olfactory Neuroepithelial Explants
from the Rat. (Abst).Lasers Surg Med 1989; 9:31.
32.Mester E, Szende B, Spiry F, Scher A: Effects du laser dans la
guerison des plaies.Budapest 1971.
33.Mester E,Kosma L,Dudash V et al:The effect of laser radiation
of the phagocytic activity of leucocytes. Dokl Akad Nauk
USSR 1979;23:749-752.
34.Mester E: Investigations on Biomedical Effects of The
Application of Laser and Results Obteined.(Study prepared
with the support of Central Research Institute of Physics
and Hungarian Optical Works).
35.Mester E, Spiry T, Szende B, Tota JG: Effect of Laser Rays on
Wound Healing.Am J Surg 1971;122:532-534.
6
36.Mester E,Bacsy E, Spiry T, Tizsa S:Laser Stimulation of Wound
Healing.Acta Chir Acad Scien Hung 1974; 15(2):203-208.
37.Mester E,Nagylucskay S, Döklen A, Tisza S: Laser Stimulation
of Wound Healing. II. Immunological Tests.Acta Chir Acad
Scien Hung 1976;17(1):49-55.
38.Mester E, Nagylucskay S, Tizsa S, Mester A:Stimulation of
Wound Healing by Means of Laser Rays. Part III:Investigation
of the effect on Immune Competent Cells.Acta Chir Acad Scien
Hung.1978; Tomus 19(2):163-170.
39.Mester E: Clinical Results of Wound Healing Stimulation with
Laser and Experimental Studies of the Action Mechanism.Laser
75 Opto-Electronics 1975,Printed in England,pp 119-125.
40.Mester E,Mester af, mester A: The biomedical effects of laser
application. Lasers Surg Med 1985;5:31-39.
41.Mester E, Toth N, Mester A:The biostimulative effect of laser
beam.Laser Biomed Res 1982;22:4.
42.Kovacs IB, Mester E, Görög P:Laser-Induced Stimulation of the
Vascularization ofthe Healing Wound. An Ear Chamber
Experiment. Specialia 1974;30:341-343.
43.Lyons RF, Abergel RP, White RA, Dwyer RM, Castel JC, Uitto J:
Biostimulation of Wound Healing in Vivo by Helium-Neon
Laser. Annals Plastic Surg 1987; 18(1):47-50.
44.Kana JS,Hutschenreiter G, Haina D: Effect of Low Power Density
Laser Radiation on Healing of Open Skin Wounds in Rats. Arch
Surg 1981; 116:293-96.
45.Goldman JA, Chiapella J, Casey H, Bass N, Graham j, McClatchey
W, Dronavalli RV, Brown R, Bennett WJ, Miller SB, Wilson CH,
Pearson B, Haun C, Persinski L, Huey H, Muckerheide M: Laser
Therapy of Rheumatoid Arthritis. Lasers Surg Med 1980; 1:93-
101.
46.Goldman JA: Laser Biostimulation-1986-1987. Lasers Surg med
1988; 8:197.
47.Zarkovic N, Manev H, Pericic D, Skala K, Jurin M, Persin A,
Kubovic M: Effect of semiconductor GaAs laser irradiation on
pain perception in mice. Lasers Surg Med 1989;9:63-66.
48.Atsumi K, Fujimasa I, Abe Y, Motomura K, Yonezawa T, Koyama H,
Ihara A, Ohshiro T, Saeki N, Senbokuya I: Biostimulation
Effect of Low Power Energy of Diode Laser for Pain Relief.
Lasers Surg Med 1987;7:77.
49.Colov HC, Palmgren N, Jensen GF, Kaa K, Windelin M: Convincing
Clinical Imprpvement of Rheumatoid Arthritis by Soft Laser
Therapy. Lasers Surg Med 1987;7:77.Orjinal çalışma Raporu.
50.Ohshiro T, Maruyama Y, Kiyoizumi T, Kubota J: Clinical
Applications of The Low Powered Diode Laser. Lasers Surg Med
1987; 7:78.
51.Ohshiro T: A New Diode Laser System in Photobioactivative
Therapy: A Preliminary report (Abst).Lasers Surg Med
1988;8:176.
7
52.Ohshiro T et al: LOW LEVEL LASER THERAPY: A PRACTICAL
INTRODUCTION.John Willey&Sons ,New York 1989.
53.Fava G, Galperti G, Martino G,Milani M, Stefanini S, Zonca G:
Preliminary Results on the Role of Coherent Light in
Rehabilitation. Laser Surg Med 1987;7:79.
54.Gartner C:Laser Treatment of Therapy Resistant Tendinitis.
Lasers Surg Med 1987;7:79.
55.Gartner Ch:,Becker M, Dill H, Leisten S, Neufang U,Weidmann B:
Analgesy by Low Power Laser(LPL): A Controlled Double Blind
Study in Ankilosing Spondarthritis(SPA). Lasers Surg Med
1989;9:30.
56.Kleinkort J, Foley R:Laser acupuncture : Its use in physical
therapy. American J Acupuncture 1984; 12:51-56.
57.Bieglio C: Low Power Laser Action in Humans on Nerve Fibers
and Monosynaptic Reflax Arc(Abst).Lasers Surg Med 1987;7:76.
58.Bieglio C, Bisschop G: Physical Treatment for Radicular Pain
with Low Power Laser Stimulation.Fifth Annual Conference on
Lasers in Med Surg.Edinburg 1987.
59.Bieglio C: Physiological Effect of Low Power Laser on
Nociceptive Flexion Reflex in Man. Lasers Surg Med 1988;
8:204.
60.Yongxin Q, Xiuhua W, Yuyin W, Ming Y: Effect of Laser
Radiation on Infantil Pneumonia. Shanghai J Acup & Mox 1983
;2: 121-123.
61.Yongxin Q, Houyu C, Zhiyang W: Effect of Point Radiation With
He-Ne Laser on Cerebral Blood Flow (CBF) and Blood
Viscosity. Shanghai J Acup & Mox 1984.
62.Weileng D, Yanzi G: Observation of the Effect of Laser-Point
Irradiation on Gall-Bladder Function. Shanghai J Acup & Mox;
1984:2.
63.Kleinkort J, Foley R:Laser acupuncture : Its use in physical
therapy. American J Acupuncture 1984; 12:51-56.
64.Pothman R, Yeh HL: The Effects of Treatment with Antibiotics,
Laser and Acupuncture upon Chronic Maxillary Sinusitis in
Children. Am J Chin Med 1982; 10(1-4): 55-58.
|
| CLINICAL
AND TOMOGRAPHICAL EVALUATION OF HERNIATED DISC THERAPY, REALIZED
BY LOW LEVEL LASER |
DR. ABDURRAHİM GÖRÜR
*
DR. SEMİN TATLICIOĞLU
**
DR. CELAL TATLICIOĞLU
*** |
Abstract
10 lumbar herniated disc case have been treated on by low level laser.Herniation
regions had been irradiated for 20 min from 5 cm. distance (energy density:3.7
J/cm2). Depending on the sign and the symptom the patients had been treated as
follows: One of them 20 seances, 5 of them 15 seances, 4 of them 10 seances.
The first 5 seances had been applied each consecutive days, the other seances
2 or 3 times a week. The sign and symptoms of all the patients had been disappeared,
except few of them had reduced hypesthesia and trophia and these signs had disappeared
after 5 and 6 weeks completely.
Besides the antienflamatuar, analgesic, enhanced regeneratif processes, the low
level laser therapy had shown no side effect and its application is very easy
and non-invasive. Due to all the mentioned advantages, further controlled studies
must take place in the academical studies.
Key word:lumbar herniated disc, lumbar CT, low level laser
Introduction
LASER is the abbreviation obtained by the first letters of Light Amplification
by Stimulated Emission of Radiation. A powerful light beam is obtained by stimulating
a highly energized
medium which is susceptible for radiation. The LASER beam has some important
properties. It is monochromatic i.e. it has single wavelength. it has coherency
i.e. its phase is well defined, It has very narrow divergence angle i.e. the
beam can be considered as a parallel beam and due to the above mentioned properties
it is possible to obtain very high density energy beam. Its theoretical aspects
are developed by A. Einstein in 1917. The first laser beam is obtained in a laboratory
by T. Maimann in 1960. LASER finds great application in industry, military, telecommunication
and medicine.
Due to the immediate effect of the High Power LASER, it has been used in surgery
for a long time. Meanwhile, Low Power LASER mostly called as Medical, Soft, Mid
Power, Non-Risk, Therapeutic or low level Laser has had a great deal experimenting
in medicine
since 1960.
There are a lot of publications showing the positive results of these experiments.
However the low level laser teraphy is not very common yet.
Mester, Kovacks, Koryntnyi, Kovinskii, Durmanov, Babayants et Al., Lyons,
Kana, Fisher & Pordeter achieved a lot of positive results in healing
of various wounds. [ 1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10, 11, 12, 13];
(*).PUBL.HEALHT.SPEC. (**).ANESTEZIYOLOG (***).RADYOLOG
Rakhishev et al., Nissan et al., Rochkind et al., Razon et al., have publications
about the enhancement of the regeneratif process in peripheral nerves by Laser
irradiation. [ 12, 14, 15, 16, 17, 18, 19, 20, 52 ];
Walker et al. showed that a brief laser stimulation of peripheral nerves suppresses
temporarily the Clonus and there is the photosensitivity in peripheral nerves.
[21,22];
Schwartz et al., showed that Low Energy He-Ne Laser irradiation prevents posttraumatic
degeneration of adult rabbit optic nerve. [23];
Ognev et al., Mirzoev et al., Arakelyan et al., Trelles, Chekurov, Bogdanovich
et al., Shucarov et al., Temelli ve ark., achieved the activation of osseous
regeneration in animals and human bone fractures. [12, 28, 29, 30, 31, 32, 33,
34, 35, 36, 37, 38, 39, 40, 41, 42, 46, 50, 51, 52];
Oyamada, Bogdanovic, Mazo, Kr÷etlinger, Walker, Emanouilidis et al., Colov et
al., showed that low level laser therapy affects the rheumatoid arthritis. It
relieves the pain in nearly all kind of rheumatological diseases.
There are a lot of valuable researchers who showed that laser irradiation has
positive effects on periodontosis, ENT diseases, dermatological diseases and
acupuncture therapy. [12, 43, 44, 45, 46, 47, 48, 49, 50, 51, 52].
Herniated Disc is a clinical case due to stress generated on the medulla spinalis
and/or on the nerve roots by the protrusion or extrusion of intervertebral disc.
Most of the hernited discs are treated by bed rest, by analgesics, by antienflamatuar
agents or by physical therapy. Only few of them need to be operated on.
Besides its enhanced analgesic, antienflamatuar and spazmolitical effects the
low level laser therapy has not shown any side effect for more than 20 years.
Therefore the authors are motivated to carry on the work.
Materials and methods
5 men and 5 women having lumbar herniated disc case have been treated on. The
patients are 30-41 years old with 35.6 average.The laser device used is Canon-10
mixed Laser (10mw He-Ne + 5x10 mw GaAlAs diode laser) made by Biotronical, a
Swiss firm.
Herniation regions had been irradiated for 20 min from 1 cm. distance (energy
density: 3.7 J/cm2). Depending on the sign and the symptom the patients had been
treated as follows: One of them 20 seances, 5 of them 15 seances, 4 of them 10
seances. The first
5 seances had been applied each consecutive days, the other seances 2 or 3 times
a week.
The neurological examination and lumbar computerized tomography had been applied
before treatment and after the completion of all treatments. After the 5th and
6th treatments,the patients are advised to make suitable exercises and do their
daily activities.
Results and Discussion
Before treatment, each patient had at least one of the following sign and pain.
Atrophy, hypoestesy, positive laseq and loss of DTR. In 9 of the patient, Lumbar
CT indicated that herniated disc case is positive.
During the treatment, no side effect had been observed in all patients.
After treatment, Lumbar CT indicated that all the signs in 3 of 9 patients had
completely been disappeared. The regression had been observed in the lumbar CT
of one of the patients who had foot drop, muscle atrophy and hypesthesia. The
appearance of lumbar CT of the other 5 patients rested as they were.
Although there rested some tomographical negative appearances, the sign and symptoms
of all the patients had been disappeared, except few of them had reduced hypesthesia
and
atrophia and these signs had disappeared after 5 and 6 weeks completely.
The diagnoses of herniated disc is always open to discussion because the same
clinical picture is met in other clinical cases. When the results of CT, myelography
and results of surgical operation are compared it is possible to make mistake
in the diagnoses of herniated disc.
Besides the antienflamatuar, analgesic, enhanced regeneratif effects, the low
level laser teraphy had shown no side effect and its application is very easy
and non-invasive. Due to all the above mentioned advantages, further controlled
studies must take
place in the academical studies.
The same work had been carried out in 1988 in japan by Tatsuhide Abe, as a case
treated 5 months .
References
1.Mester, E..et.al.: Laser stimulation of wound healing I "Enzyme histochemical
studies"Acta
Chir.Acad.Scien. Hungaricea, tomus 15 pp.203-208 (1974).
2.Mester , E. et.al. : Laser stimulation of wound healing, II "Immunological
Tests", Acta
Chir. Akad.Scien.Hung.,Tomus 17(1) pp.49-55 (1976).
3.Mester,E.et.al.:Stimulation of wound healing by means of laser rays , part
III "
Investigation of the effect on immune competent cells " , Acta. Chir.
Scien.
Hung. ,Tomus 19 (2), pp.163-170(1978).
4.Mester, E. et. al. : Effect of laser rays on wound healing, American J.Surg.
Vol.122,
Oct.1971.
5.Mester,E.;Investigations on biomedcal effects of theapplication of laser and
results obtained, rapor prepare with the support of Central Research Institute
of Physics and Hungarian Optical Works,1979.
6.Mester,E.: Clinical results of wound healing stimulation with laser and experimental
studies of action mechanism, Laser 75 Optoelectronics Conference Proceedings,Printed
in England, 1975.
7.Kovacs , IB.,et.al.: Laser induced stimulation of the vascularization of the
healing wound . An ear chamber experiment, Experienta 30,pp.341-342,15.4.1974.
8.Gamaleya,NF.: Laser Biomedical Research in USSR. New York Plenum Press,pp.114-
134, 1977.
9. Lyons,RF. et.al.:Biostimulation of wound healing by low energy laser,(abst.)
In Proc.of the
6th Cong.of the Int .Soc . of Laser Surg. Med. P.77,Israel,1985.
10. Lyons,RF. et.al.:Biostimulation of wound healing in vivo by a Helium Neon
laser,Annal.
of Plastic Surgery,V18.No.1Jan1987
11. Kana,JS. et.al.: Effect of low power laser radiation on healing of open skin
wounds in rats , Arch.Surg .V116,March 1981.
12. Fisher,SV. et.al.: Comprehensive Rehabilitation of Burns, William & Wilkins,
London, 1984.
13. Pordeter, H. et .al. : Einsatz des Helium-Neon lasers zur forderung der wundheilung,
Osterr.Z.Stomatol .V. 8O pp .333-339,1983.
14. Nissan , M . et . al . : He-Ne laser irradiation delivered transcutaneously
: its effect on the sciatic nerve of rats, Lasers Surg. Med.Vol.6,Pp.435-438(1986).
15. Rochkind,S.et.al.: Electrophysiological effect of He-Ne laser on normal and
injured sciatic nerve in rat, Acta Neurochir. (Wien),v.83,Pp.125-130,1986.
16. Rochkind,S.et.al.: Response of peripheral nerve to He-Ne laser: experimental
studies, Lasers Surg. Med. V.7, Pp.441-443,1987.
17. Rochkind,S.et.al.: Stimulatory effect of He-Ne low dose laser on injured
sciatic nerves of rats ,Neurosurgery,v.20,N.6, Pp.843-847,1987.
18. Rochkind,S.et.al.: Low energy laser irradiation and the nervous system: method
and results,SPIE , vol.907 Laser surgery:characterisation and therapotics,pp.100-106,
1988
19.Rochkind,S. et.al.: The in-vivo nerve response to direct low energy laser
irradiation, Acta Neurochir(Wien) vol.94,Pp.74-77,1988.
20. Rochkind,S.et.al.: New methods of treatment of severely injured sciatic nerve
and spinal cord. En experimental study Acta Neurochirurgica.Supp.V.43,Pp.91-93,1988.
21. Walker,JB.,et .al .: Laser induced somatosensory evoced potentials: evidence
of photosensitivity in pheripheral nerves, Brain Research,344:281-285,1985.
22. Walker,JB.:Temporary suppresyon of clonus in humans by brief photostimulation,
Brain Research, vol.340:109-113,1985.
23. Schwartz,M et. al.: Effects of low energy He-Ne laser irradiation on post-traumatic
degeneration of adult rabbit optic nerve, Lasers Surg.Med.,7:51-55,1987.
24. Trelles,MA.: The biostimulatory effect of the He-Ne laser beams for osseous
regeneration. In Waidelich ,W(ed): Proc.of the 5th Int.Cong.Laser 81 Optoelect.In
Medecine,New York, Springer-Verlag,pp.153-163,1981.
25.Trelles,MA. et.al.: Bone fracture consolidates faster with low-power laser,
Lasers in Surg.Med. 7:36-45,1987.
26. Shugarov,NA. et.al.:Osseous tissues restoration in treatment by intramedullary
osteosynhesis combined with the influence of laser radiation.Proc.2 nd Thematic
Symposium of Scient Pract.Papers on the Problem of Physical Self Regulation,
USSR,pp.336-368,1974.
27. Temelli,Y. ve ark.:Kırık tedavisinde laserin kallusu stimule edici etkisinin
araâtırılması, Medica,Sayı 8,sf.39-42,Mayıs 1985.
28.Oyamada,Y.,Izu,S.: Application of low energy laser in chronic rhomatoid arthritis
and related rheumatoid diseases. Abst.In Proc.6Th Cong.Int.Soc.Laser Surg.Med.
Jer. Israel,p.80,1985.
29. Goldman,JA.et.al.: Laser therapy of rheumatoid artritis, Lasers in Surg.Med.
Vol.1, Pp. 93-101,1980.
30. Walker, JB. : Relief from chronic pain by low power laser irradiation, Neuroscience
Letters,43:339-344,1983.
31. Zarkovic,N et. al . : Effect of semiconductive GaAs laser irradiaton on pain
perception in mice, abst.Laser Surg.Med. 7:77,1987.
32. Zarkovic,N. et . al. : Effect of semiconductor GaAs laser irradiation on
pain perception in mice ,laser surg.Med. 9:63-66,1989.
33, Atsumi, K.et.al.: Biostimulation effect of low power energy of diod laser
for pain relief, abst.Laser Surg.Med.7:77.1987.
34. Colov , HC. et.al. : Convincing clinical improvement of rheumatoid artritis
by soft laser therapy.Abst.Laser Surg. Med.7:77,1987.
35. Ohshiro,T. et.al: Clinical application of low powered diode laser,abst.Laser
Surg. Med.7:78,1987.
6
36. Ohshiro,T. : Lumbago and thermography. Abst . In Proc.6Th Cong.&Int.Soc.Laser
Surg.Med.Jer.Israel,1985.
37. Fava,G.et.al.: Preliminary results on the role of coherent light in rehabilitation.
Abst. Laser Surg Med.7:79,1987.
38. Vidovich,D. et.al.: Neodmiyum YAG laser stimulation as a treatment modality
in acut and chronic pain syndromes and rheumatoid arthritis.Abst.Laser Surg.
Med. 7:79 , 1987.
39. Gartner,CH.:Laser treatment of therapy resistant tendinitis. Abst.Laser Surg.
Med. 7:79, 1987.
40. Gartner,CH.et.al. : Pain control in ankilosing spondilitis with infrared
laser, abst.Laser Surg.Med.7:80,1987.
41. Ponnudurai , RN . et . al . : Hypoalgesic effect of laser photobiostimulation
shown by rat tail flick test. Acup&Elec. Ther.Res.Int.J.Vol.12,Pp.93-100,1987.
42. Choi , JJ. et.al.: A comparison of electro - acupuncture, transcutaneous
electrical nerve stimulation and laser photobiostimulation on pain relief and
glucocorticoid excretion,Acup.& Elect.Ther.Res .Int.J.Vol.11,Pp.45-51,1986.
43. Bischko , J . : Die bedeutung der laser akupunktur, erfahrungsheilkunde,
Heft 5,pp.328- 331,1979.
44. Bischko,J.:Use of the laser beam in acupuncture Acup .&Elect.
Res.Int.J.Vol.3,Pp.29-40,1979.
45. Bucek,r.:Kurze zusammenfassung uber laserakupunktur, Deutsche
Zeitschrift fur Akupunktur,vol.2,Pp.30-36,1984.
46. Stemplinger,H . : Laser-therapie in der nervenarztlichen
praxis, Erfahrungsheilkunde,heft 5,pp.258-265,1978.
47. Krezci,T.et.al.: A comparision of laser acupuncture versus
placebo in radicular and pseudoradicular pain syndromes as
recorded by subjective responses of patients,Acup&Elect.Res.
Int.J.Vol.11,Pp.207-216,1986.
48. Quizhang,Y.et.al.: Role of hypothalamic arcuate nucleus in
acupuncture analgesia,jour.of Tradit.Chin.Med. , 4 (2) :103-
110,1984.
49. Lixia,Z.,Qingyao,S.: Activation of nucleus raphe magnus by
acupuncture and enkephalinergic mechanism,J.of Trad.Chin.Med.
4(2):111ı117,1984.
50. Snyder-Mackler , S . et .al.: Effect of Helium-Neon laser on
musculoskeletal trigger points, Physical Therapy , vol .66,
N:7,pp.1087-1090, July 1986.
51. Ponnudurai,RN. et.al .: Laser photobiostimulation-induced
hypoalgesia in rats is not naloxone reversible, Acup.&Elect.
Ther.Res.Int.J. Vol.13,Pp.109-117,1988.
52. Rochkind,S.et.al.: Systemic effects of low power laser
irradiation on the peripheral and central nervous system,
cutanous wounds ,and burns, Laser Surg.Med. 9:174-182,1989.
53. Abe,T.: LLLT using a diod laser in succesful treatment of a
herniated lumbar/sacral disc , with magnetic resonance
imaging(mri) assesment: a case report, Laser Therapy,
vol.1,No.2,Pp.93-95,1989.
|
|
|
 |