Görür Lazer ve Akupunktur Tedavi Merkezi, 20 yıldan
beri geleneksel yöntemleri klasik-modern anlamda yorumlayarak
Klasik Tıbbın en çok zorlandığı NÖROLOJİ, ROMATOLOJİ ve ALLERJİ
alanında pek çok ilke imza atmaktadır. Klasik tıbbın çok başarılı
olmadığı ve bu alandaki pek çok hastalığın tedavisinde yalnızca
geçici rahatlamayı hedeflediği yaklaşımın aksine, biz çok farklı
– hatta aykırı- bir yaklaşımla birçok hastalığın radikal anlamda
tedavi edilebileceğine inanmaktayız. Klasik tıpta hastalıkların
tedavisinde esas olarak ENFLAMASYONu önlemek-durdurmak hedeflenirken,
biz enflamasyonu durdurmak değil, yanlış giden enflamatuar
sürecin doğru yöne kanalize edilmesinin gerektiğine inanmaktayız.
Bu anlamda gerek hastalıkların nedeninin açıklanmasında; gerekse
onların tedavisinde 180 derecelik bir zıtlık söz konusudur.
Enflamasyon-yangı-, her şeyden önce savunma sistemimizin
esasıdır. Basit bir kesiden, kırık iyileşmesine; virütik veya
mikrobik saldırıdan, çeşitli otoimmün hastalıkların oluşumuna
kadar temel belirleyici, savunma sistemimizdir. Yani basitçe
trombositlerin kümelenmesinden, çeşitli hücrelerin özelleşerek
görev yerlerine gönderilmesine; gerek vücuttaki hatalı üretim
sonu kana karışan veya dokulara dağılan içsel olumsuzlukların
tesbit edilip etkisizleştirilmesinden, gerekse –virütik, mikrobik,
fiziksel veya kimyasal- dışsal saldırıların tesbit edilip etkisizleştirilmesi
veya yok edilmesine kadar olagelen bir piramit şeklinde genişleyerek
ilerleyen, pek çok katman ve evreden oluşan olaylar zincirine
ENFLAMATUAR KASKAD denmektedir. Savunma sisteminde esas olan
bu enflamatuar kaskadın sağlıklı işlemesidir. Enflamatuar sistemin
şu veya bu katmanında; şu veya bu evresinde oluşacak bir sapıtma,
HASTALIK olarak karşımıza çıkacaktır.
Örneğin, akciğer mukozasında enflamasyonda bir sapıtma
varsa asthma –astım- diyoruz; burun mukozasında ise alerjik
rinit. Eklemlerimizde bulunan sinovial zar proteini savunma
sistemimizce bir yabancı protein gibi algılanıyorsa buna “romatoid
artrit veya eklem romatizması” derken; miyelin kılıfa karşı
sapkın bir enflamasyon başlamışsa “multiple skleroz veya MS”
diyoruz. Burada tedavi yaklaşımında klasik tıbbın hedefi enflamasyonu
önlemek veya durdurmaya çalışmaktır. BİZİM yaklaşımımız ise
yolundan çıkmış, sapkın enflamasyonun doğru yöne kanalize edilmesidir.
Bu nedenle klasik tıp özellikle son yıllarda daha cesurca ve
sıklıkla bu rahatsızlıkların hepsinde hemen steroid –kortizon-
tedavisine sarılmaktadır. Kortizon ise seçici şekilde sadece
olumsuz giden enflamasyonu önlemek yerine genel anlamda savunma
sistemimizi baskı altına alarak hastayı rahatlatmakta ve bir
yerde hastalığı maskelemektedir. Bu nedenle pek çok olumsuz
yan etkilerin de ortaya çıkmasına yol açmaktadır. Bizim tedavi
yaklaşımımızda da en büyük engelimiz, hastaların önceden kortizonlu
ilaçları kullanmış olmasıdır.
Biz savunma sisteminin çalışmasını, bilgisayarın işleyiş
programına - software- ve hastalıkların ortaya
çıkışını ise virüs programlarınabenzetiyoruz.
Burada esas olan işleyiş programını komple durdurmak veya kaldırmak
değil, uygun alan ve noktaları kullanarak bir antivirüs
programı girerek savunma sisteminin işleyişini düzenlemektir.
Ayrıca unutulmaması gereken en önemli konu, vücudumuzda, mevcut
tedavide kullandığımız ilaçların en mükemmelinin zaten varolduğudur.
Bu anlamda uygun alan ve noktaların kullanılması, hem radikal
anlamda hastalığın tedavi edilmesine; hem de olumsuz yan etkilerden
uzak kalmamıza yol açacaktır. Biz, tedavi yaklaşımımızda genel
anlamda savunma sistemimizin işleyişini düzene sokmaktayız.
Dolayısıyla bırakın olumsuz yan etkilerin ortaya çıkmasını,
vücuttaki ön planda olmayan çeşitli olumsuzlukları da dolaylı
olarak tedavi etmekteyiz.
Çok basit bir örnekle bu girişi noktalamak istiyorum.
Şu an bırakın Türkiye’yi, dünyada çok ciddi bir sağlık sorunu
olan “BEL ve BOYUN FITIĞI” tedavisinde %100 ü başarmaktayız.
Bu konuda serbest fragman dışında –ki çok çok ender- extrüde
(halk arasında patlamış diye tabir edilen) fıtıklar da dahil
olmak üzere ve nörolojik kusurlar ne kadar kötü olursa olsun-
kauda equina sendromu ve düşük ayak dahil- tedavi edilemeyecek
fıtık yoktur. Bu tedavideki en kötü sonuç, tedavinin 5-10-15
seans daha uzatılmasıdır. Bütün nörolojik kusurlar tamamen
düzeleceği gibi, tedavinin bitiminden 6-8 ay sonra çektirilecek
yeni bir CT (bilgisayarlı tomografi) veya MRG (manyetik rezonans
görüntüleme) incelemesinde, fıtığın da organize olduğu, basıların
kalktığı görülecektir.
Burada biz enflamasyonu engellemiyor veya bastırmıyor,
aksine enflamasyonun 3. evresi olan remodeling, reorganizasyon
veya yeniden şekillenme evresini tetikliyoruz. Dolayısıyla
diskin yırtılan kıkırdak halkasının onarılmasını, normal yerinde
olmaması gereken ve sinirleri, omurilik zarı ve/veya omuriliği
sıkıştıran doku parçalarının da makrofajlar (çöpçü hücreler)
tarafından yenmesini (resorbsiyon) sağlamaktayız. Lazerin sinir
iletimini düzenleyci ve sinir uzamasını (akson rejenerasyonunu)
artırıcı etkisi nedeniyle de olumlu bir yan etki olarak mevcut
sıkışmaya bağlı his kaybı, kuvvet kaybı, kaslarda incelme
ve refleks kaybı gibi nörolojik kusurlar da belirli bir
süreçte tamamen düzelmektedir.
|