 |
| |
1984 Yılından
beri Nöroloji, Romatoloji ve Allerji alanında AĞRI, FELÇ VE ALLERJİK
hastalıkları DÜŞÜK ENERJİLİ laserlerle tedavi etmekte ve 1985
yılından beri de bel fıtığı tedavisi yapmaktayız. Bel fıtığında
laser tedavisi, radikal (şifa ile sonuçlanan) bir tedavi olup
hastada anatomik iyilik meydana gelmektedir. yani tedavi sonrası
gerek Computerised Tomografi (Bilgisayarlı film), gerekse Manyetik
Resonans Görüntüleme yöntemiyle incelendiğinde fıtık görülmemektedir.
Oysa Fizik Tedavi de dahil, ameliyat dışındaki diğer bütün tedavi
yöntemlerinde anatomik iyilik meydana gelmemekte ve kısa süre
sonra hasta benzer şekilde yeniden rahatsız olmaktadır. Ameliyattan
sonra bile aynı mesafeden nüksler (tekrarlar) sık sık olmakla
birlikte, laser tedavisinden sonra aynı mesafeden nüks olasılığı,
%2-3'ü geçmemektedir. |
|
| LASERLE BEL-BOYUN FITIĞI TEDAVİSİNİN
ÜSTÜNLÜKLERİ |
| 1. Hiçbir yan etkisi yoktur.
2. Hasta, şikayetleri ve muayene bulgularının ciddiyetine göre 5-10 günlük bir
istirahat dışında işine devam edebilmektedir. Oysa diğer yöntemlerde en az 10-20
gün mutlak yatak istirahati sonunda hasta rahatlamamışsa ameliyat önerilir. Ameliyat
sonu asgari 1.5-2 aylık istirahat verilir. Hastanın ameliyat sonu, ameliyat başarılı
geçmişse bile eski verimliliğine ulaşması için yine en az 6 ayın geçmesi gerekir.
3. Anestezi ve ameliyat komplikasyonları gibi bir riski olmadığı gibi, tedavideki
başarı oranı %99'dur.
4. Hastada bulunan, his kaybı, refleks kaybı, kaslarda incelme (atrofi) ve kuvvet
kaybı gibi nörolojik kusurlar da tamamen geçmektedir. Oysa başarılı bir ameliyattan
sonra bile nörolojik kusurların pekçoğu tamamen geriye dönmez.
5. Tedavi sırasında hasta yanma, ağrı vb.gibi herhangi bir rahatsızlık duymamakta
ve ilk hafta sonundan itibaren genelde işine devam edebilmektedir.
6. Tedavi süresi, vak'anın ciddiyetine göre 10 ila 35 seans arasında değişmektedir.
7.Diğer tedavi yöntemleri ve ameliyatla karşılaştırıldığında, özellikle işgücü
kaybı dikkate alındığında, laser lehine kıyaslanmıyacak bir maliyet ve konfor
farkı olduğu görülecektir.
|
| TEDAVİNİN ÖZELLİKLERİ VE DİKKAT EDİLMESİ
GEREKEN ŞEYLER
|
| Laser tedavisi, birçok sorunu kökten
çözmesi, beraberinde başka tedaviler gerektirmemesi ve hiçbir yan
etkisinin bulunmamasıyla en ideal tedavi yöntemidir. Laserin cilde
penetrasyonu (giriş derinliği) 1-35mm. arasında değişmektedir.
Yani bel/boyun fıtığı dahil birçok rahatsızlığın tedavisinde hedef
organ veya dokuya doğrudan bir etkiye sahip değildir. Etkisini
cildin üzerinde çok yüzeyde bulunan reseptörleri (sinir uçları)
uyararak gösterir. Bu etki, sinirler aracılığıyla beyine ulaştırılarak
beyinin, vücudun iyileştirici güçlerini harekete geçirmesiyle meydana
gelir. Bunu cildde bir kesi veya kırığın meydana gelmesiyle vücutta
meydana gelen tepkiye benzetebiliriz.
Laserin vücudun savunma sistemini harekete geçirerek etki etmesinden ve sadece
vücudun kendi güçlerini kullanmasından dolayı da herhangi bir yan etkisinin olması
mümkün değildir. Bir başka deyişle vücudu bir bilgisayara benzetirsek, hastalık
tedavisinde laser uygulanan nokta ve alanları bilgisayarın tuşlarına benzetebiliriz.
Bu anlamda da, uygun nokta ve alanlar seçildiği takdirde laser ve akupunkturla
vücudun istenilen alanına rahatlıkla ulaşabiliriz. Laser tedavisinin yavaş yavaş
ilerlemesi tamamen bu etki mekanizmasıyla ilgilidir.
Tedavi sırasında hastaların %2-5 inde ilk günden itibaren rahatlık başlamakta;
%90-95 inde tedavinin sonlarına kadar zaman zaman çok rahat, zaman zaman ağrılı
olarak dalgalı bir gidiş; %2-5 hastada ise ilk günlerden itibaren ağrılarda başlangıçtakinin
üzerinde artışlar olmakta ve tedavi oldukça gürültülü seyredebilmektedir. Hatta
ağrının ön planda olmadığı, uyuşma ve kuvvetsizliğin ön planda olduğu bazı hastalarda
ağrı başlıyabilmektedir. Bütün bu tepkilere rağmen bel fıtığı tedavisinin başarı
oranı %98-99 lardadır. Yine nadiren bazı hastalarda tedavinin bitiminde bir miktar
ağrı devam etmekte, tedavinin bitiminden 15-60 gün sonra ağrılar tamamen geçmektedir.
Laser tedavisinin süresi hastanın yaşı, fıtığın durumu ve önceden kullanılan
ilaçlara bağlı olarak değişmektedir. Genelde diğer tedavi yöntemlerinin aksine,
özellikle ağrılı vak'alarda, yaşlı ve obez hastalarda ağrılar daha çabuk geçmekte,
gençlerde daha gürültülü seyretmektedir. Hasta özellikle kortizon içeren iğne
ve ilaç almışsa tedaviye yanıt daha geç olabilmektedir. Ameliyat olmuş hastalarda
da tedavi daha uzun sürmektedir. Özellikle ameliyat yerinde hipertrofik skar
ve/veya fibrozis oluşmussa 60-70 seans tedavi gerekebilmektedir.
Boyun fıtığının tedavisi, bel fıtığına göre daha gürültülü seyretmekte ve hastaların
%20-30 unda rahatlama hemen başlamaktayken büyük çoğunluğunda tedavinin 10-12.
seanslarına kadar ciddi ve ani gelen ağrılar devam edebil-mektedir. Hastalar,
tedavinin başlangıcında durumun ciddiyetine göre 5-7 gün süreyle mümkün olduğunca
tedaviye gelip gitme dışında yatmalıdırlar. Ondan sonra yavaş yavaş ev içinde
dolaşıp ayakta hafif işlere başlıyabilirler. Tedavinin ilk haftalarında ve bazen
ilk aylarında oturma ve eğilmekle ağrı hissedilmesi doğaldır. Özellikle oturma
ve eğilme ağrısı en son geçecek olan ağrıdır.
Tedaviden sonra beldeki iyileşme faaliyeti devam etmekte ve bu süreç 5-6 aya
kadar uzayabilmektedir. Ancak bu sürenin sonunda yapılacak CT veya MRI incelemelerinde
bel veya boyundaki fıtığın yokolduğu görülebilmektedir. Mamafih bazı hastalarda
yaklaşık 1 ay sonra çekilen fimlerde dahi fıtığın geçtiği veya en azından önemli
ölçüde gerilediği görülebilmektedir.
Yukarıda açıkladığımız şekilde tedavi yavaş yavaş ilerlediği için hastanın özellikle
bu 5-6 aylık dönemde çok dikkatli olması gerekmektedir. Bilhassa eğilmek ve eğilerek
iş yapmak, göz seviyesinden yukarı ve diz seviyesinden aşağıya birşeyler alıp
koymak, ağırlık kaldırmak ve uzun süreli oturmak son derece sakıncalıdır. Yine
öksürme ve aksırmalarda çok dikkatli olunmalı ve dengesiz pozisyonlarda öksürmemeye
dikkat edilmelidir. Ancak bu dönemin sonunda hasta fıtık öncesi sağlığına kavuşacak
ve bütün bu kısıtlamalar da kalkacaktır.
Fıtığın oluştuğu disk, sert kıkırdak halkalar ve ortasında yumuşak jel kıvamında
çekirdekten oluşur. Kıkırdak halkaların çeşitli nedenlerle aşınıp yırtılarak
jelimsi kısmın omurilik kanalı ve/veya sinir köklerinin bulunduğu kanallara doğru
fırlaması, bu nedenle de omurilik, omurilik zarı ve/veya sinir kökünü sıkıştırması,
bizim fıtık diye adlandırdığımız şeydir.
Disk, birçok dokunun aksine doğrudan kan damarlarıyla beslenmez. Beslenmesini
çevre damarlardan besinlerin difüzyonuyla (yayılmasıyla) sağlar. Difüzyon olayında
ise diske binen pozitif ve negatif güçlerin, yani hareketin çok büyük bir önemi
vardır. Son zamanlarda bel/boyun fıtığı vak'alarının artması, günlük modern yaşamın
kolaylıklarını insanların yeterince tolare edememesinden kaynaklanmaktadır. Ev
araç-gereçlerinin otomasyonu, ulaşımın otomasyonu ve iş yerinde daha çok masa
veya makina başına bağlı bir yaşantı, insanları giderek bedensel faaliyetlerden
uzaklaştırmaktadır. Bu, bir yandan şişmanlama, öte yandan da kas yapısında azalma
ve hantallaşmayı beraberinde getirmektedir.
Bütün bahsettiklerimizin sonucunda yeterli fiziksel aktivite yoksunluğuna bağlı
diskin beslenmesi bozulmakta ve dejenerasyon erken başlamaktadır. Öte yandan
bel-karın kaslarının güçsüzlüğü ve dengesizliği sonucunda diske dengesiz ve anormal
güçler binerek fıtığın oluşması için gerekli koşullar da hazırlanmış olmaktadır.
Burada hastalar tarafından çokça ihmal edilen bir noktaya özellikle dikkat çekmek
gereklidir. Bir mesafeden fıtık geçiren hastanın, bir başka mesafeden de fıtık
geçirme şansı, hiç geçirmiyenlere göre daha fazladır. Bu nedenle bütün hastalarımıza
tedavinin bitimi ve ağrılı dönemin sona ermesinden sonra bel ve karın kaslarını
geliştirmek için basit egzersizler ve özellikle düzenli yürüme ve yüzme önermekteyiz.Bu
egzersizleri ise bir yaşam alışkanlığı haline getirmelerini, yani sürekli olarak
sabah akşam yapmalarını istemekteyiz.
Gerçekten de yaklaşık 17 yılı aşkın deneyimimizde, nüksle gelen bel fıtığı vak'alarında
%2-3 gibi aynı yerde fıtığa rastlarken diğer hastalarda bir başka mesafede fıtık
oluştuğunu gördük. İstisnasız bütün hastalar ise egzersizi tamamen terketmiş
olanlardı.
Bel ve karın kaslarını güçlendirmek için çok basit hareketler önermek-teyiz.
Hastaların büyük çoğunluğu rahatlar rahatlamaz egzersizleri terketmekte ve genelde
zaman bulamamaktan yakınmaktadırlar. Oysa sabah yataktan kalmadan ve gece uykuya
dalmadan 5 er dakikayı en meşgul kişi dahi rahatlıkla ayırabilir. Yeter ki olayın
cidiyeti kavransın ve bu davranış bir yaşam alışkanlığı haline getirilebilsin.
Hastalara önerdiğimiz hareketler zorlanmadan ve ağrı sınırına kadar yapılacak
hareketlerdir. Harekete başlama zamanı olarak da, akut atağın geçtiği ve ağrıların
azaldığı dönemi önermekteyiz. Egzersiz sırasında ağrı olduğu takdirde rahatlıyana
kadar o harekete ara verilmelidir.
|
Bel Fıtığı Egzersizleri:
Hasta sırtüstü yatarken
1. Önce tek tek, sonra ikisini birden sırayla dizler ellerin yardımıyla karna
çekilecek
2. Dizler yarım bükük, ayak tabanları yere temas edecek şekilde yatıp karın
ve bel kasları kasılarak belin çukur kısmı yere değdirilmeye çalışılacak.
3. Dizler bükülmeden bacaklar kalçadan kaldırılacak.
4. Her iki bacak dizler bükülmeden 10-15 santim kaldırılıp sırayla kaslar güçlendikçe
5, 10 ve 15'e kadar sayılıp indirilecek.
5. Eller yanda, hiçbir yerden tutunmadan, ayaklar bir yere takılıp veya tutturularak
sağa sola eğilmeden düzgünce oturulup yatılacak.
Ağrılar %90 geçtikten sonra yüzükoyun yatarak:
1. Dizler bükülmeden bacaklar sırayla kalçadan kaldırılacak.
2. Eller yanda, yerden ellerle kuvvet almadan göğüs mümkün olduğunca kaldırılacak
ve yine kasların kuvvetlenmesine paralel olarak 5, 10 ve 15'e kadar sayılarak
durup sonra rahatlanacak.
Boyun Fıtığı Egzersizleri
1. Dört yöne doğru baş sırayla ve yavaş yavaş hareket ettirilecek.
2. Baş sırayla sağdan sola, soldan sağa doğru çevirilecek.
3. El ayasıyla başın sırayla ön, arka, sağ ve sol taraflarından başa doğru
bastırılırken, baş ele doğru bastırılacak.
|
|
|
 |